Geri git   Romantik resimler, Smileyler, Gifler, Gül Resimleri, Travel Guide, Tatil Merkezleri, Oteller, Hotels, Türkiyede Tatil, Türkiyenin en büyük resim sitesi > GİF ARŞİVİ, RESİM DÜNYASI > Fantastik Hareketli Resimler, Fantastik Gif Resimler, Fantastic resim, Fantastik Animasyonlar, Peri

Fantastik Hareketli Resimler, Fantastik Gif Resimler, Fantastic resim, Fantastik Animasyonlar, Peri Fantastik Resimler, Fantastic Gifs,Fantastik hareketli resimler, resim

   

attention: Konuya cevap yazmadan yazı ya da resim kopyalayamazsınız.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
Eski 08-22-2010, 06:50 PM   #1
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Efsanevî Yaratıklar,unicorn and pegasus horses gifs,wonderful horse gifs , Süryalist resimler,fantastik resimler,fantasty picture,doğaüstü resimler,hayal gücünün sınırlarını zorlayan resimler hikayeler

Efsanevî Yaratıklar

Abası

Abası, Albız, Albis, Almış

Yakut mitolojisinde, kötülükleri simgelediklerine inanılan ve korunmak için kendilerine kurbanlar sunulan, kötü ruhlara verilen ad. Abası; Orta ve Batı Türklerinde Albastı, Alkarısı; Osmanlı metinlerinde Albız; Uranha-Tuba Türklerinde Albis; Altay Türklerinde Almış ismini alan karakteristik bir Türk motifi olan karşımıza çıkar.

Abra (Abura)



Abra, Altay şamanlığında, yeraltındaki büyük denizde (Tengiz) yaşadığına inanılan, Erlik hizmetlisi, timsah biçimli efsane yaratığı. Abura diye bir söylenişi de vardır. Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra'nın tasviri, şamanın giysisine asılır. Abra'nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü, parlak bakır düğmelerden, ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara, örülmüş dokuz püskül eklenir.

Bahamut

Bahamut (Arapça: بهموت) Arap mitolojisinde orijinalde su ile ilgili bir figür. Fakat modernizasyon işlemi sırasında bu figür büyük oranda değiştirilmiştir. Bahamut, engin bir denizde yaşayan dev bir balıktır. Kujuta isimli dört bin göz, kulak, burun, ağız, dil ve ayağa sahip dev bir boğayı destekler.


Basilisk

Avrupa hikâyelerinde adı geçen efsânevi bir canavardır. Devâsa ölçülerde, binlerce yıl yaşayabilen bir yılandır. "Yılanların Kralı" olarak da tanınır. Sadece zehirli dişleriyle değil, bakışlarıyla da öldürebilir. Basilisk kelimesinin aslı, Yunanca "kral" demek olan "βασιλίσκος", "basiliskos"tur. Latincesi, Regulus'tur.

Naturalis Historia of Pliny The Elder'e göre Basilisk, oldukça zehirli, küçük bir yılandır ve dişleri kadar bakışları da öldürücüdür.

Basilisk, genellikle bir "yılan", bazen de "başı horoz, kuyruğu yılan" şeklinde tarif edilir. Yunanca adı "küçük kral" anlamına geldiği için Basilisk'e "yılanların kralı" denir. Ağzından ateş çıktığı ve sadece tıslamasıyla da öldürebildiği söylenir. Akrep gibi kuru iklimleri tercih eder. Isırığı, kurbanını hidrofobik hale getirir. Yalnızca tilki tarafından öldürülebilir. Başka bir kaynağa göre de, horoz ötüşü Basilisk için ölümcüldür. Bir Basilisk, "bir karakurbağasının altında kırılan bir horoz yumurtasından" doğar.

Çay Ninesi

Çay ninesi, su merasimi ile bağlantısı olan olan mitolojik bir varlık. Yaşlı kadın kılığında, çayda (ırmakta) yaşadığına inanılır. 'Çay Ninesi', köprüden geçerken suya çok bakılırsa kızar ve insanın başını döndürür. Başı dönen insanın gözleri kararır ve çaya düşer.

Dev




Dev, birçok farklı kültürün efsane, folklor ve mitolojisinde yer alan bir doğaüstü yaratık. Genellikle insan görünümünde fakat anormal büyüklükte ve çok kuvvetli tasvir edilmiştir. Kadın veya erkek olabilir. Farklı bölgelerin mitolojilerinde kökenlerine dair farklı inanışlar vardır. Örneğin Hint-Avrupa mitolojilerinin çoğunda, kaos ile ilişkilendirilmiş lanetli bir ırktır ve yabani bir doğası vardır. Çoğunlukla tanrılarla arasında husumet vardır (örneğin, Yunan mitolojisindeki titanlar). Bazı hikâye ve efsanelerde insan yiyen canavarlar olarak da tasvir edilirler. Devlere, Semavi dinler olarak inanılan dinler ve diğer eski inançlarda da göndermeler yapılmıştır. Genellikle tasvir aynıdır; ilk insanın yaradılışından evvel yaşamış "Tanrı Oğulları" olarak bilinen ve tanrının insan oğullarıyla ilişkiye giren yedi meleğinden türemişlerdir. Hanok kitabına göre Nuh da doğduğunda bahsi geçen devlerle aynı özelliklere sahipti.


Ejderha






Efsanevi bir yaratık olan ejderha (Türkçesi Evren) çoğunlukla büyüsel veya ruhani güçlere, özelliklere sahip, kuvvetli ve büyük bir yılan veya başka bir sürüngen olarak tasvir edilmiş, tanımlanmıştır. Batı tasvirleri genellikle kanatlıyken, Doğu'daki tasvirlerde genellikle kanat bulunmaz. Ejderhalarınkine benzer özellikler içeren efsanevi yaratıklar neredeyse her kültürde mevcuttur. Hatta ejderha Çin ve diğer Uzak Doğu ülkelerinin simgesidir. Ve çoğu zaman iki yüzlü düşmanları belirtmek için 2 başlı ejderha deyimi kullanılır.


Bu Konuyu Facebookta Arkadaşlarınla Paylaş






<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Derin For This Useful Post:
SEYHAN (08-23-2010)
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Eski 08-22-2010, 06:53 PM   #2
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Abra
Altay şamanlığında, yeraltındaki büyük denizde (Tengiz) yaşadığına inanılan, Erlik hizmetlisi, timsah biçimli efsane yaratığı. Abura diye bir söylenişi de vardır. Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra'nın tasviri, şamanın giysisine asılır. Abra'nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü, parlak bakır düğmelerden, ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara, örülmüş dokuz püskül eklenir.[2]
Yelbegen

Zaman zaman yedi başlı dev ya da bir evren (ejderha) olarak tanımlanan mitolojik canavar.
Yedi başlı Yelbegen, adlı büyük dev varmış,
Öç alır ay güneşten, onları yer yutarmış.
Büyük Tanrı Bay-Ülgen, aya bakar sararmış,
Ayı bitirip yiyen, bu deve ok atarmış.
Dev bazan yıldızları, kovalar götürürmüş,
Sonra da parçalarmış, ağzından tükürürmüş.
Yıldızlar bu azgından, kaçarmış hep göklere,
Dev onları ağzından, saçarmış hep göklere.

Altay mitolojisinde Ay'ı yiyerek onun küçülmesine (Ay tutulması) yol açan göksel canavar; Yilbüke, olarak ta tanımlayabileceğimiz Yelbegen'in neden olduğu ay tutulmasından sonra Altay Türkleri "Yine Yelbegen ayı yedi" derlermiş.
Yutba

Altay tasarımlarında, Yeraltı Denizi'nde (Tengiz) yaşadığına inanılan, çatal kuyruklu ve dört ayaklı olarak algılanan yılan, yeraltı canavarı. Bazı metinlere göreyse Doymadım ırmağının kıyılarında yeşil baldırlı, beyaz göğüslü, büyük kayığa benzer çeneli korkunç canavarlar vardır. Bunlara Yutpa denir. Yutpa'lar Erlik sarayının bekçileridir. Zaman zaman Abra'nın karşıtı olarak kullanılır.
Şaman giysisinde, cübbenin bir yanında yer alan, yeraltı canavarı olarak algılanan yılanı temsil edecek biçimde çatal kuyruklu ve dört ayaklı olarak tasarımlanan, kötü ruhlardan koruduğuna inanılan, siyah kumaştan şerit.

Fantom





Fantom (phantom), halk deyişiyle “hayalet” olarak bilinen bazı fenomenlere metapsişik alanda verilen addır.
Ruhçu görüşe göre, fantomlar ruhsal bir faaliyet sonucunda oluşmakla birlikte, ne ruhtur ne de ruhun perisprisidir. Fantom fenomenleri Spiritüalizm’de esas olarak 3 grupta ele alınır:
  1. Fiziksel medyumluk deneylerinde oluşan ektoplazmik fantomlar: Neo-spiritüalist görüşe göre, bunlar, materyalizasyon ve demateryalizasyon tekniklerini kullanan medyumun, ektoplazmasını kendi perisprisiyle biçimlendirerek oluşturduğu fantomlardır. Bunların oluşumu için bedensiz bir varlık ile irtibata geçilmiş olması şart değildir. Bedensiz bir varlığın mevcudiyetinin sözkonusu olduğu durumlarda da medyum, bedensiz varlıktan aldığı tesir ve imajları peripri-akışkanlar yoluyla ektoplazmasına yansıtarak fantomu yine kendisi oluşturur.
  2. Perisprinin etkisi altında, süptil maddelerin yoğunlaşmasıyla oluşan, duble ve seyyal ikiz adıyla bilinen fantomlar.
  3. Tekinsizyer fantomu: Cinayette olduğu gibi, bazı normal-dışı ölüm koşullarında can çekişen kişinin bıraktığı imaj yüklü vibrasyonların o mekana gelen hassas kişilerce paranormal olarak algılanması sonucunda hassas kişinin fantom algılaması.

Goblin



Goblinler, kötü ruhlu, huysuz, zararlı, tuhaf-çirkin vücutlu, cin ahalisinden bir hayalet türüdür, boyu bir cüceninki ile bir insanınki arasında değişik uzunluklarda olabilir. Yer aldıkları hikayeye ve kültüre göre, goblinlere değişik yetenekler ve şekiller atfedilir. Bunlardan bazılarında goblinler, brownie benzeri küçük yaramaz yaratıklar olarak tasvir edilir.
The Concise Oxford Dictionary of Current English'e göre, goblin kelimesi Anglo-Fransızca gobelin kelimesine dayanır (gobelin kelimesinin kökeni, Orta Latince "gobelinus"tur). Muhtemelen bu kelimenin kökeni, Gobel ismidir (Gobel ismi, kobold isminden gelir, kobold bir Cermen cinidir). Buna ilaveten, "goblin" kelimesinin birkaç değişik yazılışı mevcuttur; gobblin, gobeline, gobling, goblyn, gobelinus (Orta Latince).

Hiisi, folletto, duende, tengu, Menninkäinen ve kallikantzaroi kelimeleri İngilizce'ye genellikle goblin olarak tercüme edilir. Erlking ve Billy Blind da zaman zaman goblin olarak tabir edilirler. İngilizce'de "goblin" herhangi bir baş belası küçük yaratığı ifade etmek için kullanılan genel bir terimdir.

Bazı geleneklere göre, goblin ismi Gob veya Ghob'dan gelir. Gob (Ghob), cinlerin kralıdır. Gob'un yönetimi altındaki bu yaratıklara Gob-cuklar anlamında Goblinler denilmiştir (-ling, İngilizce'de bir küçültme ekidir ve kelimelerin sonuna eklenir. Goblings -> Gob + ling (-cuk) + s (-lar) = Gob-cuk-lar) .


Golem


Sonsuz bilgelikten esinlenip yazılmış bir kitapta hiçbir şey şansa bırakılamaz, hatta içindeki sözcüklerin sayısı ya da harflerin sırası bile; işte Kabalistler böyle düşünüyorlardı ve Tanrı'nın sırlarına ermek arzusunun ateşiyle kendilerini Kutsal Kitap'taki harflerin sayılması, birleştirilmesi ve permütasyonu işlerine adadılar. Dante, İncil'deki her pasajın dört anlamı -birebir, alegorik, ahlaki ve tinsel anlamı- olduğunu belirtti. Zaten tanrısallık kavramına daha yakın olan Johannes Scotus Erigena da Kutsal Kitap'ın anlamlarının bir tavus kuşunun kuyruğundaki tonlar kadar sınırsız olduğunu söylemişti. Kabalistler bu görüşü onaylayacaklardı; İncil'de ortaya çıkarmak istedikleri sırlardan biri de nasıl canlı varlık yaratılabileceği idi. Cinlerin deve gibi büyük ve hantal varlıklar yaratabildiklerinden söz ediliyordu, ama narin ya da ince bir şey yaratmaktan acizdiler ve Haham Eliezer, arpa tohumundan daha küçük birşey yaratma becerisini de esirgedi onlardan. 'Golem', harflerin birleştirilmesiyle yaratılmış insana verilen addı; sözcük birebir olarak şekilsiz ya da cansız çamur anlamına geliyor.
Talmud'da (Sanhedrin, 65b) şunları okuyoruz:
Eğer dini bütün insanlar bir dünya yaratmak isteseler, bunu gerçekleştirebilirler. Raba, Tanrı'nın tarifsiz adlarını oluşturan harfleri farklı şekillerde birleştirmeyi deneyerek bir insan yaratmayı başardı ve onu Haham Zera'ya gönderdi. Haham Zera yaratığa bir şeyler söyledi, ama herhangi bir yanıt alamayınca "Sen sihir ürünüsün, tozdan geldin, toza dön" dedi.
İki âlim, Haham Hanina ve Haham Oshaia, her Sebt arifesini Yaratılış Kitabı'nı inceleyerek geçirirdi; bundan yola çıkarak üç yaşında bir buzağı yarattılar ve sonra ondan yiyecek olarak yararlandılar.
Schopenhauer, Doğada İrade adlı kitabında (Bölüm 7) şöyle yazıyor: "Horst, Zauberbibliothek (Sihirli Kitaplık) adlı kitabının birinci cildinin 325. sayfasında İngiliz mistik Jane Lead'in öğretilerini şöyle özetliyor: 'Her kim sihirli güce sahipse, istediğinde maden, bitki ve hayvan krallıklarına söz geçirebilir ve bunları değiştirebilir; dolayısıyla, işbirliği içinde çalışan birkaç sihirbaz, dünyamızı Cennete çevirebilir."
Golem, Batı'daki şöhretini Avusturyalı yazar Gustav Meyrink'in yapıtına borçludur; Golem (1915) adlı düş romanının beşinci bölümünde şunlar yazılı:
"Bu öykünün kaynağının onyedinci yüzyıla kadar dayandığı söylenir. Bir haham (Judah Low ben Bezalel), kayıp Kabala formüllerine göre yapma bir insan -yukarıda sözü edilen Golem- yaratıp onu zangoçluğa ve sinagogun ayak işlerine koştu.
Tam anlamıyla bir insan değildi ve donuk, yarı bilinçli, bitkisel bir varlığa sahipti. Dilinin altına yerleştirilen ve evrenin serbest yıldız enerjilerini çeken bir sihirli tabletin gücüyle bu varlığını gündüz saatleri boyunca sürdürürdü.
Bir gece, haham akşam duasından önce tableti Golem'in ağzından almayı unuttu ve yaratık cinnet geçirip dışarı fırladı, gettonun karanlık ve dar sokaklarında önüne çıkanı devirerek koştu, ta ki haham ona yetişip tableti ağzından çıkarıncaya dek.
Yaratık o dakika cansız yığılıverdi. Ondan geriye kalan tek şey, bugün Yeni Sinagog'a gittiğinizde göreceğiniz eciş bücüş, çamurdan bir figürdür."
Kurtların Eleazar (Rabbi Eleazar of Worms), bir Golem yaratmanın gizli formülünü sakladı. Söz konusu işlemler yirmi üç folyo sütunu tutuyor ve Golem'in organlarının her biri üzerinde okunması gereken '221 kapının abecesini' bilmek gerektiriyordu. Yaratığın alnına 'Hakikat' (Truth) anlamına gelen Emet sözcüğü yazılmalıdır; yaratığı yok etmek için ilk harfi silinmelidir, böylece geriye 'ölüm' anlamına gelen met (İbranice meit) sözcüğü kalacaktır.

Hidra

Lerna bataklıklarında yaşayan dokuz başlı bir canavarın adıdır. Bu canavarın öldürülmesi, Herkül'ün on iki görevi arasında 2 sırada yer alan vazifedir. Babası Titan Tifon ve annesi canavarların tanrıçası Ehidna olan Hidra'nın Lerna gölündeki yuvası, ölümden sonraki dünya ile insanların dünyası arasındaki kapının tam ağzında yer almakta olup, Hidra ise bu kapının bekçiliği görevini üstlenmekteydi. Hidra'nın öldürülmesinin çok zor olmasının sebebi kesilen her bir başın yerine derhal bir yenisinin çıkması idi. Herkül bu canavar ile karşılaşmadan önce bataklık içerisindeki zehirli gaz ve dumanlarla kaplı Hidra yuvasının girişinde, ağzını ve yüzünü bir örtü ile örterek kendini korumuştur. Canavar ile karşılaşıp savaşmaya başlayan Herkül bir süre sonra, kestiği kafaların yerine devamlı yenilerinin çıktığını görünce aslında boşuna savaşıp yorulduğunun fark etmiş ve tam umutsuzluğa kapılmaya başladığı anda yardımına İolaos (Herkül'ün yeğeni) yetişir.
Sanıldığına göre, o anda Athena'nın da yardımı ile canavarın kesilen başlarının bir daha çıkmaması için boyunlarının meşale ile yakılmasını akıl eder ve hemen orada yaktığı meşaleyi Herkül'e uzatır. Bu meşale sayesinde kestiği başların yerini dağlayarak canavarı öldürmeyi başaran Herkül, Hidra'nın kestiği başlarından birini bir kesede saklayarak, onun zehirli kanını daha sonraki görevlerinde oklarında kullanmış böylece bu okların açtığı yaraların kapanmaz bir hale gelmesini sağlamıştır.

Kiklop

Yunan mitolojisinde alınlarının ortasında tek gözleri bulunan devler. Poseidon ile Amphitrite'nin oğulları. Onlar, tanrılardan korkmayan, zalim, insan etiyle beslenen yaratıklardır. Homeros'a göre kikloplar, mağaralarda yaşayan korsan çobanlardır. Odysseus, adamları ile birlikte Troya Savaşından vatanına dönerken dev kiklop Polyphemos'a esir düşmüş ve onu öldürmek zorunda kalmıştı. Oğlunun öldürülmesine sinirlenen Poseidon, Odysseus'u bin bir türlü felaketle cezalandırmıştı. Hesiodos'a göre kiklop'lar, üç taneydi, Gaia ve Uranos'ün çocukları idi. Brontes, Steropes ve Arges ('gök gürültüsü', 'parıltı' ve 'şimşek'). babaları tarafından Tartaros'a hapsedilmiş, daha sonra Zeus tarafından kurtarılmış ve ona titanlara karşı savaşta yardım etmişlerdi. Bir rivayete göre, kikloplar, Apollon'un oğlu, sağlık ve hekimlik tanrısı olan Asklepios'u öldürmüşlerdi. Buna sinirlenen Apollon oğlunun öcünü almış ve kiklop'ları öldürmüştü. Daha sonra çıkan efsanelerde kikloplar ateş tanrısı Hephaistos'un yardımcıları idi ve onun yanında demircilik yaparlardı.

Leprikon


Leprikon, (Modern İrlandaca: leipreachán, diğer kullanımları: leprechawn-lubberkin-lepracaun) İrlanda mitolojisinde İrlanda Adası'nda yaşadığına inanılan yeşil giyinen, ayakkabıcılıkla uğraşan küçük vücutlu cinler. İrlandalı mitoloji araştırmacılarının söylediklerine göre Celt ırkı insanların İrlanda adasına ayak basmadan önce burası Leprikonların ortak yaşam alanıydı. Leprikonlar ve diğer yaratıklar Celt ve Celt öncesi tarihin birer sembolüdür.
Ayakkabı yapımıyla para kazandıkları,çok zengin oldukları ve savaş zamanında birçok hazine gömdükleri söylenir. Efsaneye göre bir Leprikonla karşılaşıp göz göze gelen kaçamaz ve o anda ortadan kaybolur.










<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Derin For This Useful Post:
SEYHAN (08-23-2010)
Eski 08-22-2010, 06:56 PM   #3
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Medusa

Medusa, Yunan mitolojisinde gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavar.

Medusa, hayata çok güzel bir kız olarak başladığında; Athena, onu çok kıskanmıştı. ,'un Medusa'nın güzelliğinden başı öylesine dönmüştü ki, ona Athena'nın tapınaklarından birinde sahip oldu. Bu, Athena için son derece aşağılayıcı bir davranıştı, o da Medusa'yı bir Gorgon yaparak cezalandırdı. Medusa, bir insan olarak doğduğu için ölümlüydü.

Bu cezayla yetinmeyen Athena, daha sonra, Perseus'a onu yakalayıp öldürmesi için yardım etti. Perseus, Medusa'nın başını kestiğinde, Poseidon'dan olan çocukları Pegasus ve Chrysaor dışarı fırladı. Kan damlaları Libya çöllerinde birer yılana dönüştüler. Daha sonraları bu yılanlardan biri Mopsus'u öldürmüştür.

Perseus Medusa'nın kestiği kafasını alıp gittikten sonra, Athena olay yerine geldi. Medusa'dan geriye ne kaldıysa inceledi. Derisini yüzüp Aegis'in markası yaptı. İki damla kanını da Kral Erichthonius'a biri hastalıklara deva, diğeri öldürücü bir zehir olarak hediye etti.

Efsane

Kainatın, Tanrılar tarafından bölüşüldüğü çağlarda, Medusa adında güzelliğiyle herkesi kıskandıran, aynı zamanda bütün tanrıları kendisine aşık eden bir kız yaşarmış. Medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. Bu yüzden derlermiş ki, yeryüzünde bütün kadınlar bu güzelliği yüzünden Medusa'yı kıskanırmış. İşte bu güzel Medusa kendisine Tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş Tanrı Zeus'un en sevdiği kızı zeka Tanrıçası Athena'ya ait bir tapınakta yaşarmış. Phorkus ve Keto'nun kızları olan bu üç kız kardeşten Medusa'nın haricinde diğer ikisi ölümsüzmüş. Kendi tapınağında yaşayan bu güzel kızı gören Athena da kızın güzelliğinden etkilenmiş ama kendisini daha güzel ve çok daha zeki bulduğu için de pek fazla önemsememiş. Athena, Baş tanrı Zeus'un kardeşi olan denizlerin efendisi büyük Poseidon ile birlikteymiş. Güçlü ve ölümsüz, büyük Tanrı Poseidon da karısı Athena'nın tapınağında yaşayan bu güzeller güzeli kızın farkındaymış ama Tanrılar katında bir ölümlüye aşık olduğu için küçümsenmekten korktuğu için de gizliyormuş ona olan ilgisini. Bir gün Athena her şeyi bilen baş Tanrı Zeus'un izniyle öğrenmiş Poseidon'un,Medusa'ya karşı ilgisini. Poseidon bunu şiddetle reddetmiş ve Tanrıça Athena'ya da yeryüzü ve gökyüzünde ondan daha güzel ve alımlı hiçbir canlının olmadığı üzerine yeminler etmiş. Athena da Poseidon'un bu söylediklerine inanarak olayı çok fazla büyütmemiş.Poseidon Athena'ya öyle demiş demesine ancak yine de bir türlü çıkaramıyormuş aklından dünyalar güzeli Medusa'yı.

Medusa tutkusu yüzünden Poseidon aklını kaçıracak gibi oluyormuş. Sonunda denizlerin büyük tanrısı bu tutkusuna yenik düşmüş ve bir gün gizlice girdiği sevgilisi Athena'nın tapınağında, güzeller güzeli Medusa'ya zorla sahip olmuş. Dünyalar güzeli Medusa harap bir halde tapınakta kalmaya devam ediyormuş ama bu olayı Athena'nın duyması da fazla zaman almamış. Athena, güçlü Poseidon'un bu yaptığı karşısında kendisini aşağılanmış hissetmiş. Bu hissi önce derin bir kıskançlığa, sonra da büyük bir sinire dönüşmüş. Öyle hiddetlenmiş,öyle hiddetlenmiş ki Medusa'yı çok acı bir şekilde cezalandırmaya karar vermiş ve kendi kendine demiş ki "Öyle birden öldürmeyeceğim onu ve kardeşlerini, onlara da önce büyük acılar çektirmeliyim.Tıpkı benim çektiğim gibi."Ve bu sinirle Medusa ve kız kardeşlerini birer ifrite çevirivermiş. Dünyalar güzeli Medusa ve kız kardeşlerinin artık yüzleri o kadar çirkinmiş ki kimse bakmaya tahammül bile edemiyormuş. Medusa'nın gören herkesi bir mecnuna çeviren, en ufak bir yelde bile bütün telleri havalanan o güzelim saçlarının her bir teli bir yılana dönüşmüş. Bununla da yatışmayan Athena'nın siniri Medusa'ya yine de bakmaya çalışan herkesi o bakışların taşa çevirmesini sağlamış. Gel zaman git zaman Athena bu cezayla da yetinmemiş ve Medusa'yı öldürmek için Argos Kralı Akrisios'un kızı Danae'nin, Zeus'tan olma oğlu Perseus'la yani üvey kardeşiyle işbirliği yaparak Medusa'nın kafasını kesmeye karar vermiş.Perseus üvey kız kardeşinin bu isteğini hemen yerine getirerek ışıltılar saçıp insanların gözlerini kamaştıran keskin kılıcını savurduğu gibi zavallı Medusa'nın yılan saçlı kafasını bedeninden ayırıvermiş.

Ancak Athena'nın bilmediği bir şey varmış. Güzel Medusa, Poseidon'un kendisine zorla sahip olduğu gece denizlerin kudretli Tanrısından hamile kalmış. Perseus'un gözleri kamaştıran kılıcı Medusa'nın kafasını bedeninden ayırdığı anda Poseidon'un Medusa'nın rahmine bıraktığı çocukları Pegasus ve Chrsyar, Medusa'nın cansız bedeninden dışarı çıkıvermişler.Athena, denizler tanrısı Poseidon'dan olma bu iki kardeşi kendisine köle yapmaya karar vermiş. Kardeşlerden Chrsyar'ın iyi bir savaşçı olacağını düşünen Athena onu kendisine, kanatlı beyaz bir at olarak doğan Pegasus'u da Korinthos şehrinin kralı Glaukos'un oğlu Bellerophone'e vermiş. Pegasus'u ona vermesinin nedeni de Bellerophone'nin ağzından ateşler saçan, aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu Khmimaira adında bir canavarla savaşmaya gidecek olmasıymış. Athena, uzun zamandır bu canavarla savaşmak için yardım isteyen Bellerophone'a Pegasus'u vererek yardım çağrılarına da kayıtsız kalmadığını göstermiş böylece. Athena "Pegasus, Bellerophone için bu savaşta oldukça işi yarar, ne de olsa denizler Tanrısı güçlü Poseidon'un oğlu" diye düşünmüş. Bellerophone, Pegasus'u iyi bir savaşçı olarak eğitmiş ve çok güzel bir dostluk kurulmuş aralarında. Zamanı gelince de Bellerophone kanatlı atı Pegasus'a binerek Khimaira ile savaşmaya gitmiş. Pegasus canavarın ağzından fışkırttığı alevlerin kendilerine ulaşamayacağı bir yüksekliğe çıkmış. Bellerophone da canavara havadan oklarıyla saldırmış. Kurşun ve demir karışımı oklarının birbiri ardına fırlatmış korkunç canavara.

Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş. En sonunda elinde tuttuğu,Tanrıların onu kutsadığı mızrağını kaldırmış ve canavar Khimaira'nın en zayıf yerine, yani tam çenesine saplamış.Canavar Khimaira'nın ağzından fışkırttığı alevler mızrağın kurşun ucunu hemen eritmiş.Eritince de kurşun canavarın boğazından içine doğru akmış.Ve canavar oracıkta ölüvermiş. Bellerophone canavarın cansız bedenine gururla bakmış.Yakın dostu büyük ve güçlü Tanrı Poseidon'un oğlu Pegasus'la birlikteyken yenemeyeceği hiçbir düşman olamayacağını düşünmüş. Bellerophone bu büyük zaferinin sarhoşluğu içinde kendinden geçmiş ve artık kendisini de bir Tanrı olarak görmeye başlamış.Yerinin de Tanrıların yaşadığı Olympos Dağı'nın zirvesi olduğunu düşünerek oraya doğru yola çıkmış.O sırada Olympos'taki tahtında olup biteni izleyen Tanrıların Tanrısı Zeus,Olympos'a doğru kanatlı atıyla gelen Bellerophone'u görünce çok sinirlenmiş. Hemen bir atsineğini göndererek Pegasus'u ısırmasını emretmiş.At sineği Baştanrıdan aldığı emirle birlikte hızla Bellerophone ve Pegasus'un yanına gitmiş ve Pegasus'u ısırmış.At sineğinin ısırmasıyla canı çok yanan Pegasus gökyüzünün engin mavilerinin ortasında çırpınınca sırtındaki Bellerophone'u da atıvermiş. Böylece Bellerophone tanrılara karşı işlediği bu büyük günahının cezasını ölene kadar insanların ondan iğreneceği bir şekilde çirkin,kör, sakat olarak geçirmeye mahkum olmuş.Pegasus ise yükselmeye devam etmiş. Sonunda Olympos'un tepesine varmış.Zeus buraya kadar gelebilen bu kanatlı beyaz atı çok sevmiş ve kendisinin silahlarını taşıyan bir hizmetkar olarak yanında görevlenmiş..

Nemea Aslanı (The Lion of Nemea)






Argolis Bölgesi'nde, "Nema" adındaki vadide yaşayan ve etrafa dehşet saçan bir aslanın adıdır. Bu aslan, Herkül tarafından öldürülmüştür. Nemea Aslanı'nın Typhon ve Echidna'nın çiftleşmesinden bir araya geldiği söylense de, bazı tarihçilere göre Zeus ve Selene'nin çiftleşmesinden doğma, Ay'dan düşen bir varlık olduğu da zaman zaman belirtilmektedir.

Nemea Aslanını öldürüp, postunu yüzmek, Herkül'e kuzeni Eurystheus tarafından verilen 12 görev içerisinde ilk sırada olandı. Aslan, o sıralarda Nemea Bölgesi'ne dehşet ve terör saçmaktaydı. O zamana ait herhangi bir av silahı ile bu hayvanı öldürmek mümkün görünmemekteydi. Herkül, aslanla ilk karşılaştığında önce bir odun, daha sonra ok ve yay ve en son olarak da bronz bir kılıç ile hayvanı öldürmeye çalışsa da başarılı olamamış, daha sonra aslanla saatlerce güreştikten sonra, kolları ile boğarak öldürmeyi başarmıştır.

Hayvanı uzun bir uğraştan sonra öldükten sonra, saatler boyunca uğraşmasına rağmen, aslanın postunu yüzemeyen Herkül'ün imdadına, yaşlı bir kadın kılığına bürünen Athena yetişir ve Herkül'e bu postu yüzmek için en iyi aletin, aslanın kendi pençeleri olduğunu anlatır. Bu küçük ilâhi yardım ile ilk görevini başarı ile bitiren Herkül, Nemea Aslanı'nın her türlü kesici silaha karşı olan postunu daha sonra kendisi için bir zırh gibi kuşanarak diğer görevlerini gerçekleştirirken kullanmıştır.


Nemf

Nymphler (Nymphe veya Türkçe nemf, nimf olarak da anılırlar) Yunan Mitolojisinde yeri ve denizi dolduran sayısız çokluktaki dişi, tanrısal varlıklardır. Ölümsüz değillerdir ama tanrılar gibi ambrosia ile beslendiklerinden çok uzun yıllar yaşarlar ve hep genç ve güzel kalırlar. Doğurganlık ve zariflik simgesidirler. Mitlerde genellikle güzellikleri yüzünden başlarından geçenler anlatılır, genel olarak perilerin güzelliğine vurgu yapılır. Çok sayıda nymph türü vardır ve bunlar yaşadıkları yerlere göre ayrı adlar alırlar. Oreadlar dağlarda, Naiadlar akarsularda, Dryadlar meşe ağaçlarında yaşarlar.


Pegasus











Pegasus Yunan mitolojisi'nde kanatlı at. Deniz tanrısı Poseidon ile yılan saçlı Gorgon Medusa'nın oğlu ve dev Chrysaor'un kardeşi olduğuna inanılır. Perseus tarafından kafası kesilerek öldürülen Medusa'nın kafasından ya da toprağa sıçrayan kanlarından doğduğu gibi iki değişik söylence bulunur. Rengi tamamen beyazdır ve uçmasına olanak veren iki büyük kanadı vardır. Uçarken havada koşuyormuş gibi görünür.
Pegasus doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Zeus'a yıldırımları getirme görevini üstlenmiştir. Helicon Dağında bulunan ve Musalara (veya Müzler) ilham verdiği sanılan Hippocrene pınarının Pegasus'un ayağıyla yere vurması sonucu ortaya çıktığına inanılır ve Pegasus "şiirsel ilham" ile özdeşleştirilir. Daha sonraları Bellerophon tarafından Athena'nın ona verdiği altın dizgin yardımıyla yakalandığı, Kimera ve Amazonlarla olan çarpışmalarında da ona yardım ettiği söylenir.
Aşırı hırsın, zararlı olduğunun sembolü olarak gösterilen Bellerophon Olimpos dağına çıkıp ölümsüzlerin arasına karışmak isteyince onu üzerinden atan Pegasus tek başına Olimpos dağına dönerek eski görevlerine devam etmiştir. Pegasus'un Bellerophon'u üzerinden atmasına sebep olarak Zeus tarafından gönderilen dev bir atsineğinin ısırmasından ürkmesi de söylenceler arasındadır. Daha sonraları kendine eş olarak Euippe (ya da Ocyrrhoe)'yi aldığı ve kanatları atların soyunu başlattığı söylenir.


Siren, Seirene


Yunan mitolojisinde Sirenler ya da Seireneler (Yunanca Σειρήνες ya da Acheloides), Sirenum scopuli denen bir adada yaşadıklarına inanılan deniz yaratıklarıdır. Bazı farklı öykülerde ise Cape Pelorum'da ya da Anthemusa adasında yaşamış olduklarından, şimdi de Paestum'un yanındaki Sirenus adalarında, ya da Capreae'de yaşadıklarından bahsedilir. Bu yerlerin tamamı uçurumlarla ve kayalıklarla çevrili olarak betimlenmiştir. Buralarda dolaşan denizciler, sirenlerin söylediği şarkıdan büyülenip gemilerini kayalıklara doğru sürmüşler ve sirenlere yem olmuşlardır. Sirenler, Achelous'un kızları olarak betimlenmişlerdir. Homeros, sayılarıyla ilgili hiçbir şey söylemese de, sonradan yazarlar hem isimlerine hem de sayılarına değinmişlerdir. Bazen Aglaopheme ve Thelxiepeia adlı iki taneden bahsedilmiş; Peisinoe, Aglaope, ve Thelxiepeia adlı üç tanesinin de sözü geçmiştir. Sayıları genellikle iki ile beş arasında, isimleri de genellikle Thelxiepia/Thelxiope/Thelxinoe, Molpe, Aglaophonos/Aglaope, Pisinoe/Peisinoë, Parthenope, Ligeia, Leucosia, Raidne, ve Teles'tir. Bazı hikâyelere göre, genç Persephone'un oyun arkadaşları olduklarından da bahsedilmiştir. "Siren şarkısı" terimi ise, sirenlerin çok güzel sesleriyle söyleyip denizcileri büyüledikleri, böylece büyülenen denizcileri yedikleri şarkılardır.


Troll


Troll, İskandinavya folklorunda geçen ve korkunç gözüken bir mitik, insanımsı yaratıktır. Troller folklorda, İngiliz peri masallarındaki Ogreler benzeri şeytani devlerden, dağlarda yaşayan, dağa insanları kaçıran, vahşi ve daha insan benzeri yaratıklara kadar birçok farklı şekilde tasvir edilmişlerdir. Shetland ve Orkney masallarında, troller trowe olarak anılmıştır. Japonca'da ise troll için kullanılan sözcük tororu`dur.
İskandinav edebiyat, sanat ve müziği, romantik dönemden başlayarak bugüne kadar trolleri birçok farklı şekilde adapte ederek, genelde çok büyük kulak ve burunlara sahip bir yerli halk biçiminde, kullanmıştır.

Yeti, Koca Ayak







Yeti, bazılarının Himalayalar'da yaşadığına inandığı, primat-benzeri, büyük bir yaratıktır. Her ne kadar varlığına inananlar mevcut olsa da bilim adamlarının çoğu, yetinin var olduğu ihtimalinin eldeki verilere göre çok zayıf olduğunu ve bu nedenle onun efsanevi bir yaratık olduğu fikrindedir. Batı'da ona verilen isim, yeti, Tibetçe yeh-teh (transliterasyonu:gYa' dred) lafından gelmektedir ki bunun anlamı "küçük insan-benzeri hayvan"dır.

Kocaayak
Ormanda yaşayan yarı insan yarı hayvan yaratıklara halk masallarında çok sık rastlanmaktadır Yüzyıllar boyunca bu yaratıkların kadim zamanlarda yaşadıkları düşünülmüştür. Bazılarıda bu yaratıkların tamamen hayal ürünü olduğunu iddaa etmişlerdir.
Kocaayak adı bu dev yaratıkların bıraktıkları ayakizleri nedeniyle takılmıştır. Çoğunlukla izler beş parmaklıdır. Fakat 2,3,4 ve 6 parmaklı izler de görülmüştür.İnsan ayağına benzemektedir fakat insan ayağından çok büyüktür.Yüzlerce tanığın verdiği ifadelerden boylarının 1,80 ile 2,10 metre olduğu anlaşılmaktadır.

Kocaayaklarla İlgili ihtimaller
İnsan hayvan karışımı yaratıkların bir kısmı yalan olabilir eğlenmek veya turistik amaçlarla çıkarılmış söylentilerdir. İnsanların zor ve aldatıcı koşullar altında normal hayvanları tanımayarak yanlış izlenimlere kapılmaları
Gözlem yapan insanların hayal görmeleri Yaratıkların dev bir maymun türüne ait olmaları veya tarih öncesinde yaşadığı düşünülen insan maymun arası (Gigantopithecus) canlıların günümüze kadar gelmiş torunları. Geçmişte yeryüzüne gelmiş olabilecek uzaylıların torunları olabilir. Pleistosen çağında yaşadıktan sonra yokolmuş (MÖ 100,000–35,000)Neanderthal insanların Homo Sapiens'in hafızasına kazınmış folklorik mirası olabilirler.

Kanıtlar
1917 yılında Kolombiya Venezuella sınırında İsviçreli jeolog François de Loys tarafından vurulan tüm vücudu kıllarla kaplı yaratık daha sonra yapılan incelemelerde bir tür örümcek maymun olduğu anlaşıldı. 1951 yılında Himalaya tırmanışında kullanılan Menlung Üssü yakınlarında bulunan ayak izleri Yetinin varlığını kanıtlayan en önemli kanıt fotoğraf olduğu söylenmektedir. 1967 yılında Roger Patterson adındaki avcı Kuzey Kaliforniya Bluff Creek bölgesinin ormanlarında 16 mm'lik kamerasıyla 9 metre uzunluğunda titrek bir film çekmiştir. Filmin sahte olduğu kanıtlanamamıştır.

Çeşitli toplumlarda Kocaayak

  1. Kanada'da yaşayan yerlilerin taktığı isim Sasquach ( kocaayak ) Kayıtlara geçen ilk olay 1830 yılında yaşanmıştır.
  2. Asya'nın ulaşılması zor dağları Himalayalarda yerli halkın taktığı isim Yeti
  3. Sovyetler Birliği Doğu Sibirya'da Yakutlar bölgesinde Sovyet makamlarının verdiği isim Çuçuna ( Rusça'da kimsesiz ) Kayıtlara geçen ilk olay 1920 yılında yaşanmıştır.
  4. Japonya Hiroşima yakınındaki Hiba Dağı'nda yaşayan Japon köylülerinin taktığı isim Hibagon ( Japoncada Hiba Yaratığı ) kayıtlara geçen ilk olay 1970 yılında yaşanmıştır.
  5. Çin'de de bu yaratıklara Yeti denmektedir. Kayıtlara geçen ilk olay 1977 yılında yaşanmıştır.
  6. Avustralya yerlileri bu yaratıklara Yowi adını vermişlerdir. Kayıtlara geçen ilk Yowi olayı 1894 yılında yaşanmıştır.
  7. Eskimolar Tornil adını verdikleri çiğ et yiyen dev yaratıkların atalarıyla beraber yaşadıklarını anlatırlar.
  8. Kızılderililer tamamen kıllı boyları iki metreden uzun insan maymun arası yaratıklara Wetigo demektedirler. Wetigoları insanları kaçırıp yiyen dev canavarlar diye anlatırlar.

Zombi


Zombi voodoo’nun Afro-Caribbean ve Creole ruhani inanç sistemlerinde ölümsüz bir insandır. Bu folklorik zombiler doğaüstü güçler ve şamanistik hekimliği vasıtasıyla, yaşayanlar arasında korku yaratmak amacı ile ölü insan bedenlerinin yeniden canlandırılmasıdır. Zombilerin daha korkunç versiyonları yamyamlık öğesi kullanılarak korku sinemasında sıkça sergilenmektedir.
Voodoo inancına göre ölü bir insan ya da mambo tarafından yeniden diriltilebilir. Zombilerin kendi bilinçleri ya da istekleri olmadığı için bokor ya da mambo’nun kontrolü altındadırlar. Zombi aynı zamanda voodoo yılan tanrısı Niger-Congo’nun adıdır. Kongo dilinde kullanılan ve tanrı anlamına gelen ‘’nzambi’'sözcüğüne benzemektedir.
1937 yıılında Haitide’ki gelenek ve adetler üzerinde yapılan bir araştırma sırasında Zora Neale Hurston, 1907 yılında 29 yaşındayken ölmüş ve gömülmüş Felicia Felix-Mentor ile ilgili bir söylentiyle karşılaştı. Köylüler ölümünden 30 yıl sonra Felicia'yı yollarda sersem bir şekilde ve yanında birkaç kişi ile birlikte yürürken gördüklerini söylüyorlardı. Hurtson, bu bahsedilen insanlara çok güçlü ilaçlar verilmiş olduğu söylentilerinin peşine düştüysede daha fazla bilgi vermeye istekli bireyler bulamadı.
“Eğer bilim kabile törenlerindeki figürler yerine Haiti ve Afrika'daki Voodoo'nun altına inerse, bugüne kadar tıp ilmi tarafından bilinmeyen bir takım tıbbi gizemlerin gücüne ulaşacaktır. ” cümleleri ile bir yazısında bu konuya değinmiştir.
15-20 sene önce Kanadalı ethnobotanist Wade Davis zombilerin farmakolojik durumu ile ilgili iki kitap yayınladı; The Serpent and the Rainbow (yılan ve gökkuşağı) (1985) ve Passage of Darkness: The Ethnobiology of the Haitian Zombie (Karanlığın pasajı: Haitili zombilerin ethnobiyolojisi) (1988). Davis 1982 yılında Haiti'ye gitmiş ve orada yaptığı araştırmalar sonucunda, yaşayan bir insanın iki özel tür tozu almasıyla bir zombiye dönüştürülebileceğini iddia etmişti. Birincisi coup de poudre (Fransızca: 'toz çarpması') içersinde bulunan tetrodotoxin (TTX) maddesi nedeniyle ölü benzeri duruma neden olur. Tetrodotoxin Japonların yemek zevkini oluşturan, fugu, ya da kirpi balığı içinde bulunan zehirli toksin ile aynı özelliklere sahiptir. Öldürücü etkisi olan bu maddenin 1 mg'lık dozu insanı günlerce, bilinci açık olmasına rağmen yarı ölü bir durumda bırakabilir. İkinci toz ise (şaşkınlık veren halisilasyon etkisi vardır) insanı bilinçsiz ve kendi istemi dışında hareket eden zombi benzeri bir duruma sokar. Davis aynı zamanda bu deneyimleri yaşamış Clairvius Narcisse'nin hikayesini de popülerleştirmişti. David'in yaptığı çalışmaların gerçekliği ve doğruluğu üzerinde halen şüpheci görüşler bulunmaktadır.


MİTOLOJİ
Mitoloji, binlerce yıldır kulaktan kulağa yayılan, bizlere anlatılan “Efsane Bilimi” anlamına gelmektedir. Mitos (öykü, masal), çok tanrılı bir dinin tanrıları üzerine anlatılan öyküler anlamına geldiği halde hiçbir zaman ilk çağda bir din kitabı gibi düşünülemez.Yunanlılar Olympos dağındaki ölümsüzlerin ne yiyip içtiklerini, nasıl eğlendiklerini bilirlerdi. Aslında onlardan korkarlardı. Ama Hera’nın, kocası Zeus’u başka bir tanrıçayla suçüstü yakalaması öyküsüne de çok gülerlerdi. Biz de böylelikle atalarımızın binlerce yıl önce nasıl düşünüp, neler duyduklarını bazen gülerek bazen de içimizden derin bir “vay bee” çekerek idrak ediyoruz.
Tarihçi Herodotos’un söylediği gibi, Homeros ile Hesidos’un tanrılara isimlerini verip soylarını anlatmasıyla elbette oluşmadı.Masallar, kendi inançlarını katarak ilişki kurdukları uluslardan, Mısırlardan, Asurlardan, Fenikelilerden ve tabiattaki olayların nasıl olduğu birleştirilerek süslü ve yüksek seviyede abartıyla oluştu. Mitoloji Yunanca ya da Latince yazıldı diye onu Roma'ya mal etmemeli, sahip çıkmalı ve benimsemeliyiz. Çünkü Mitoloji, Akdeniz’in mitolojisi ve anavatanı da Anadolu’dur.
Bu masallar bir kez doğunca, olduğu gibi kalmamış, kuşaktan kuşağa geçerek büyüyüp çoğalmıştır. Mitoloji, kendine özgü bir dille konuşur ve insanların düşündüğü inandığı ve yarattığı her şeyi söyler. Mitoloji öylesine yaşanmıştır ki müzikten heykele resimden edebiyata kadar hayatın her dalında yanımızdadır. Mitolojide efsanelerin nasıl yaratıldığını biraz daha yakından görebilmek için, aşağıdaki bazı takımyıldızlarını incelemek aydınlatıcı olabilir.


PEGASUS (KANATLI AT)
Pegasus (Kanatlı at), Perseus Medusa’yı öldürdüğü zaman Medusa’nın başından dışarıya uçar. Pegasus, zeka tanrıçası Athena tarafında Korinthos şehrinin kralı Glaukos’un oğlu Bellerophon’a verilir. Pegasus’un Bellerophon’a verilmesinin nedeni bir canavarla savaşmaya gidecek olmasıdır. Bu canavar ağzından ateş saçan, aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu bir yaratıktır.
Bellerophon, kanatlı atı Pegasus’a binerek canavarın ağzından fışkıran alevlerin yetişemeyeceği kadar yükseğe çıkar. Havadan saldırarak, ucu kurşun ve demirden yapılmış uzun mızrağını canavarın çenesine saplar. Canavarın nefesi kurşunu eritir ve eriyen kurşun canavarın boğazından akarak ölümüne sebep olur. Bellerophon, atına binerek tanrıların evi Olympos’a gitmek ve ölümsüzler arasına katılmak ister ama tanrıların dağı Olympos’ın tepesine yükselmeye çalışırken, Zeus, üzerine bir at sineği gönderir. At sineği Pegasus’u ısırınca, atın canı yanar ve çıldırmış gibi uçarken Bellerophon yere düşer ve yaptığı küstahlık nedeniyle öleceği güne kadar insanların yaklaşmaktan çekindiği kör, sakat biri olarak yaşar.
Pegasus ise yıldızların yanına kadar yükselir. Zeus, Pegasus’u yere indirmez ve yıldızlar arasına yerleştirir.


LEO (ASLAN)
Herkül’ün görevlerinden biri de Nemea Aslanını öldürüp, derisini krala götürmektir. Bu aslan, Yunanistan’a dehşet salan, korkunç bir hayvandır.
Herkül, bu korkunç aslanla karşılaştığında, bütün oklarını hayvana fırlatır. Hayvanın derisi o kadar serttir ki, oklar parçalanır ama hayvana hiçbir şey olmaz. Oklarının işe yaramamasına sinirlenen Herkül, eline topuzunu alıp, naralar atarak aslanı takip etmeye başlar. Aslan bu gözü pek kahramandan korkarak iki kapısı olan bir mağaraya sığınır. Durumu anlayan Herkül, mağaranın bir kapısını kayalarla tıkayıp, diğerinden içeri girer. Aslan onu görünce yelelerini kabartarak üzerine atlar ve Herkül elindeki topuzu aslanın kafasına vurur. Vuruşun şiddetinden topuz kırılır ama aslan yalnızca sersemler. Sonra boğuşmaya başlarlar. Herkül, aslanı boğmayı başarır ve derisini yüzer ve hiçbir okun delemediği bu deriyi giyer ve zırh olarak kullanır.
Aslan eski çağlarda gücün sembolüydü. M.Ö. 3000’li yıllara ait heykellerde, krallar, yanlarında şaha kalkmış bir aslanla betimlenirmiş. Bu çağlarda, önceki kutsal sembol olan Boğa yerine Aslan kullanılmaya başlanır.




PEGASUS

PEGASUS Yunan mitolojisi'nde kanatlı at. Deniz tanrısı Poseidon ile yılan saçlı Gorgon Medusa'nın oğlu ve dev Chrysaor'un kardeşi olduğuna inanılır.

Perseus tarafından kafası kesilerek öldürülen Medusa'nın kafasından ya da toprağa sıçrayan kanlarından doğduğu gibi iki değişik söylence bulunur. Rengi tamamen beyazdır ve uçmasına olanak veren iki büyük kanadı vardır. Uçarken havada koşuyormuş gibi görünür. PEGASUS doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Zeus'a yıldırımları getirme görevini üstlenmiştir. Helicon Dağında bulunan ve Musalara (yunan mitolojisinde sanatın ve sanatçının koruyucusu olan dokuz kız kardeş) ilham verdiği sanılan Hippocrene pınarının PEGASUS'un ayağıyla yere vurması sonucu ortaya çıktığına inanılır ve PEGASUS "şiirsel ilham" ile özdeşleştirilir. Daha sonraları Bellerophon tarafından Athena'nın ona verdiği altın dizgin yardımıyla yakalandığı, Kimera ve Amazonlarla olan çarpışmalarında da ona yardım ettiği söylenir.

Aşırı hırsın, zararlı olduğunun sembolü olarak gösterilen Bellerophon Olimpos dağına çıkıp ölümsüzlerin arasına karışmak isteyince onu üzerinden atan PEGASUS tek başına Olimpos dağına dönerek eski görevlerine devam etmiştir. PEGASUS 'un Bellerophon'u üzerinden atmasına sebep olarak Zeus tarafından gönderilen dev bir atsineğinin ısırmasından ürkmesi de söylenceler arasındadır. Daha sonraları kendine eş olarak Euippe (ya da Ocyrrhoe)'yi aldığı ve kanatları atların soyunu başlattığı söylenir.




BELLEROPHON

Kazara avda kardeşini öldüren genç ve yakışıklı BELLEROPHON ülkesini terk etmiş. Gittiği ülkenin Kralının karısı Likya ülkesinin kralının kızı imiş. Kadın bu genç ve yakışıklı delikanlıya gelir gelmez âşık olmuş ama aşkına karşılık bulamamış. Hırsından şaşırmış ne yapacağını ve kral kocasına şikâyet etmiş BELLEROPHON’u namusuna göz dikti diye. Kral konuğu olan yabancıyı öldürmek istememiş ve eline üstünde ölüm işaretleri olan bir mektup vererek Likya Başkentinin Kralı olan kayınpederine göndermiş genci.

Likya Kralı damadının gönderdiği konuğu günlerce ağırlamış şenliklerle toylarla. Günler sonra damadından gelen mektubu açmış. Mektupta olayı anlatan damadı gencin öldürülmesi gerektiğini yazıyormuş. Likya Kralı evine gelen konuğu öldüremezmiş, yakışmazmış krallığına. Sonunda kendince bir çözüm bulmuş

Likya ülkesini tehdit eden bir canavar varmış. Likya kralı ağzından alevler saçan, aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu bu canavarı öldürmesini istemiş BELLEROPHON’dan. Hiçbir şeyden habersiz olan genç kendisine türlü hürmet gösteren yaşlı kralı kıracak değil ya kabul etmiş bu isteği.

BELLEROPHON gitmiş kâhinlere danışmış. Kâhinler de gence tapınağa gidip orda bir gece geçirmesini söylemişler. Tanrılara adaklar adamasını da tavsiye etmişler.

Tapınakta uyuyan gencin güzelliğine dayanamayan Tanrıçalar ona Pegasus’un gemini vermişler. Pegasus uçan bir atmış, bakanı taşa çeviren yılanbaşlı kadının kesilen başının kanlarından doğmuş.

Bu atı tanrıçalar, sanat perilerine vermiş ve Pegasus da sırtına sadece bu perileri ve sanatçıları bindirmiş bundan sonra.
BELLEROPHON, elinde tanrıçaların verdiği gemle Pegasus’u aramaya koyulmuş. En sonunda bir pınarın başında Pegasus’u görmüş. Gemi atın başına atmasıyla atın sırtına binmesi bir olmuş.

BELLEROPHON, Pegasus’la göklerden aşağı inerek canavar Şimera’ya saldırmış. Canavarla savaşı günlerce sürmüş. BELLEROPHON’un attığı okların kurşun uçları canavarın ağzından çıkan alevlerde eriyerek boğazını kapatmış ve canavar ölmüş. Likya Bölgesi de BELLEROPHON sayesinde bu canavardan kurtulmuş.

Canavarı öldürdükten sonra, Likya kralı genci Amazonların üstüne göndermiş. Bu işi de başaran BELLEROPHON kendisine verilen daha birçok güç işi başarmış. Bu süre içinde suçsuzluğu anlaşılan genci, Likya Kralı küçük kızıyla evlendirmiş kendine damat yapmış.

Kazandığı başarılardan başı dönen BELLEROPHON bir süre sonra Olimposlu tanrıları küçük görmeye başlamış. Buna kızan Tanrılar da bir at sineği göndererek BELLEROPHON’un atı Pegasus’u sokmasını sağlamışlar. Canı yanan at üstündeki genci şahlanarak üstünden atmış. Göklerden yuvarlanan BELLEROPHON toprağa düşmüş, topal ve kör olmuş. Bir müddet bu şekilde yaşadıktan sonra, kimseden habersizce ölmüş.









<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Derin For This Useful Post:
SEYHAN (08-23-2010)
Eski 08-22-2010, 06:58 PM   #4
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart God of war tanrıları

ZEUS(Tanrıların Kralı)

Zeus, eski Yunan mitolojisinde tanrıların kralı, en güçlü ve önemli tanrıdır!!!

Gökyüzünün, şimşek ve gökgürültülerinin tanrısıdır. Çoğu zaman elinde bir şimşek ile resmedilmiştir. Bereket ile özdeşleşmiş titan Kronus'un ve eşi Rheia'nın oğludur.
Rheia, Zeus'u Kronus'un yutmasını engellemek için, Girit'te bir mağarada doğurmuş ve Amaltheia'ya bırakmıştır. Kocasına ise bir kaya parçasını Zeus diye yutturmuştur. Zeus büyüdüğünde, doğan bütün çocuklarını yutan babası, Kronus'u yenerek, kardeşleri Poseidon ile Hades'i kurtarmış ve Olimpos'un kralı, kural koyucusu olmuştur. Olimpos dağında oturur. Şimşeğin yanında kalkan, asa, taht, meşe ve kartal da simgeleri arasındadır. Göğe ve bütün atmosfer olaylarına hakim olup olağanüstü bir kudrete sahiptir. En bilinen özelliklerinden biri çapkın oluşudur. İstediği her şeyin şekline girebilen Zeus'un Leda için kuğu, Europa için boğa oluşu kudretine en iyi örnektir. Ölümlü ölümsüz herkese aşık olabilen tanrıların tanrısı Zeus'un gözdesi Ganimedes adlı bir çobandır. Çapkınlığı yüzünden eşi Hera tarafından sürekli takip ettirilmektedir.


Athena(Akıl,Sanat,Strateji,Barış ve Savaşın Tanrıçası)

Athena, Yunan mitolojisinde akıl, sanat, strateji, barış ve savaşın tanrıçası. Roma mitolojisinde Minerva diye anılır. Babası Tanrıların başı Zeus, annesi ise Zeus'un ilk karısı olan Hikmet Tanrıçası Metis' tir. Sembolleri, kalkan, mızrak, zeytin dalı ve baykuştur. Athena, Atina kentinin baş Tanrısı ve koruyucusudur, kent ismini de ondan almıştır. Athena ve sembolize ettiği karekterler birçok kültürde benzer formlarda bulunur.

Temel özellikleri kentle ilgili olan Athena birçok bakımdan Kır Tanrıçası Artemis'in karşıtıdır. Athena'nın Yunan uygarlığı öncesinden gelen bir tanrıça olduğu ve daha sonra Yunanlılarca benimsendiği sanılır. Ama Yunan ekonomisi, Minos uygarlığından farklı olarak önemli ölçüde askerî temele dayandığı için, Athena başlangıçtaki evcil işlevlerini korumakla birlikte giderek bir Savaş Tanrıçası'na dönüşmüştür.

Athena'nın doğumu [değiştir]Yunan mitolojisindeki en garip doğumlardan biri Athena'nınkidir. Zeus, babası Kronos gibi çocuklarından birinin isyanı ile tahtından olacağı korkusuna kapılıp ilk karısı olan Metis'i yutar. Karısını yuttuktan sonra korkunç baş ağrıları çeken Zeus'un yardımına oğlu Hephaistos koşar ve babası Zeus'un başını balta ile yarar. Athena miğferi ve giysileri ile babasının başındaki yarıktan çıkar. Athena ayrıca Troya savaşında Akhaların yardımına koşup tahta atın yapılmasına yardım etmiştir. Kalkanında medusa'nın başı bulunur. Bu kalkanın önünde en güçlü ordular bile bozguna uğrar

Ares(Yenilmiş Savaş Tanrısı)

Ares, mitolojide Zeus ve Hera'nın oğludur. Savaş tanrısıdır. Roma mitolojisinde adı Mars'tır. Akbaba ve köpek kutsal hayvanlarıdır.

Evlatları: Deimos , Phobos (Korku Tanrısı), Enyalios (Dövüş Tanrısı), Eros (Aşk Tanrısi) ve Harmonia (Birlik Beraberlik Tanrısı)

Ares,athenanın aksine savaşları akıl ve mantık yoluyla değil,kaba kuvvet ve güçlü askerlerle kazanılabileceğini savunur. Homeros'a göre, son derece katı yürekli, kinci bir Tanrıdır. Arkadaşları olan Deimos 'korku', Enyo 'Felaket'; Phobos 'Dehşet'; Eris 'Kavga' ve ölüm Tanrıları Kerler ile Ares'in yanından hiç ayrılmazdı. Yunanlılar Ares'i pek sevmezler ve bu nedenle onun tapınağına rastlamak imkansızdır. Romalılara göre ise Mars üstün, soylu bir görünüşü olan hiç yenilmeyen bir Tanrıydı. Kuşlardan akbaba, hayvanlardan köpek Ares'e aittir.


Helios(Güneş Tanrısı)

Antik Yunan’da, Hyperion ve Theia’nın oğlu olan Güneş Tanrısı olup yüzü Apollon’a benzemektedir. Bazen sadece baş kısmına, bazende çıplak olarak tüm vücudu elinde bir küre tutarken ya da quagria içinde gökyüzünde olarak özellikle Rodos sikkelerinde rastlanılmaktadır. Güneşe tapınma, Yunanlılar tarafından benimsenmiş olamakla birlikte Pers kültüründe daha güçlüydü. Anabasis’te, Antik Ermenistan’da atların güneşe kurban edilmesi geleneğinden bahsedilmektedir:

“Ganimet aldığı yaşlı atlardan birini semirttikten sonra kurban etmesi için ona verdi. Bu atın güneşe adandığını duymuştu ve yolda yorgunluktan ölmesinden korkmaktaydı”


Posiedon(Denizler,Depremler ve Atlar Tanrısı)

Poseidon (????????), Yunan Mitolojisi'nde denizler, depremler ve atlar tanrısı. Kronos ile Rheia'nın oğlu. Zeus ile Hades'in kardeşi. Roma mitolojisi`nde Neptün olarak bilinir. En önemli silahı üç dişli bir mızraktır ve bu mızrağı yere vurduğunda depremler meydana gelir. Posedon hırs ve gücü temsil eder. Posedon'un hırsı Atlantis'in yok olmasına sebep olmuştur. Bunun nedeni ise dünyanın en mükemmel şehrini inşa etme arzusudur.

Poseidon Dor'ların göçlerinden önce Peloponnesos ile Boiotia'da saygı görürdü. Üç dişli mızrağı ile denizleri allak bullak eder, karaları sarsar, depremler yollardı. Bunun için Poseidon'a Enosikhthon ile Gaeiokhos (yerin altında yürüyen) de denir. Ayrıca atların da tanrısıydı; En eski efsanelerde sık sık at şeklinde tasvir edilir. Pegasus, Poseidon ile zorla sahip olduğu Medusa'nın çocuğudur. Poseidon Şerefine tertiplenen araba yarışları içinde, Korinthos'ta yapılan İsthmia yarışarı en meşhurlarıdır. Atina'da ki Erekhteion'da, Posedon'la Athena arasında ki yarışın izleri görülür; Posedon, üç dişli asasını vurunca kaya da koca bir yarık açılmıştır.


Neptün heykeli, Bristol, İngiltere
Ailesi [değiştir]Yüceliğine uygun bir şekilde, Zeus'un kardeşi olan Poseidon, Amphitrite ile evlenmiştir. Amphitrite deniz dibi tanrıçasıdır. Posedon'un oğullarından biri Amykos'tur. Bebryklerin kralıdır. Ülkesinin kıyılarına gelen yabancıları yumruk dövüşlerine zorlar,yenilenleri öldürür. Argonautlar, Bebryk'ler iline geldiklerinde Amykos Pplydeukes'e yenilir ve artık tehlikesiz bir hale gelir. Posedon'un bir diğer oğlu Kyknos'tur. Akhilleus tarafından Troya önlerinde öldürülmüş ve babası tarafından kuğuya dönüştürülmüştür.


Hades([Ölülerin]Yeraltı Tanrısı)

Hades, Yunan mitolojisinde ölülere hükmeden yeraltı tanrısıdır. Zeus'un kardeşidir. İnananlarının ölüm sayısını artırmak için delice uğraşan, açgözlü bir tanrıdır. Ziyaretçi bakımından zengindir. Erynyes'ler onun değerli misafirleridir. Hades, kendisini ziyarete gelenlerin yeraltı dünyasını terketmeleri konusunda oldukça isteksizdir. Kendisi de yeraltı dünyasından pek ayrılmazdı.

Kelime anlamı olarak görünmez manasına gelmektedir. Yeraltı zenginliklerinin sahibidir. Aynı zamanda, yerden çıkan değerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrısı yapmıştır. Onu görünmez yapan bir miğferi vardır. Acımasız ve hatta korkunçtu ama sözünden dönmezdi ve kaprisli bir tanrı değildir. Mitolojik öykülerde adı çokça yer almamaktadır. Bilinen en önemli öyküsü karısı Persephone’ yi kaçırması ile ilgili olandır. Ölümün tanrısıdır. (Ölüm de başlıbaşına bir tanrıdır: Thatanos)

Hades aynı zamanda ölüler ülkesinin de adıdır. Hades ülkesi Tartaros ve Erabos olarak ikiye ayrılır. Ölen insanlar önce Erabos’a, oradan da Tartaros’ a geçer. Ölüleri Erabus’tan Tartaros’ a götüren kayıkçıya bu taşımanın bedeli olarak iki sikke altın verilir. Bu sebepten dolayı, Antik Yunan’ da ölenlerin gözlerine iki altın para konulur.


Apollo[n](Müziğin Tanrısı)

Apollon, mitolojide müziğin, sanatların ve şiirin tanrısıdır. Ayrıca kehanet yapan, bilici tanrıdır. Zeus ve Leto'nun oğlu, Artemis'in ikiz kardeşidir.

Altın bir lir çalar. Gümüş yayıyla oku en uzağa o atabilir; okların tanrısıdır. Tıbbı insanlara o öğretmiştir; hekimliğin tanrısıdır. Asla yalan söylemez; ışığın ve gerçeğin tanrısıdır. Kutsal ağacı defne, hayvanları yunus, atmaca, kuğu ve kargadır. Lakapları "okçu", "Likya'lı" ve Latince'de yırtıcı kuşlara ilişkin olarak kullanılan, "yırtıcı" anlamına gelen "Vulturus"dur. Olymposluları altın liriyle eğlendiren, çok uzaklara ok atabilen, hastaları iyileştiren, iğleştirme sanatını hastalara ilk öğreten gümüş yayın efendisi okçu Tanrı olarak Yunan şiirlerine geçmiştir.

Kutsal ağacının defne olmasının nedeni,nehir perisinin kızı Daphne'dir. Apollon Daphne'ye hayrandır. Fakat Daphne, bakire kalmaya yemin etmiştir. Peşine düşen Apollon'dan kaçabilmek için tanrılardan kendisini saklamalarını ister ve orada bir defne ağacına dönüşür.

Orfe öğretisinde sezgi, ilham ve vicdanın sembolü olan Apollon'dan Yunan mitolojisinde sık sık “Lykya’lı olarak söz edilir. (Likyalı sıfatının kökeni Luvi dilinde ışık anlamına gelen, kurt anlamındaki “lyk” sözcüğüdür ki, sözcük Latincede lux biçimine dönüşmüştür. Apollon adının aslı, bir iddiaya göre, Etrüsk dilinde bir ilahı belirtmek üzere kullanılan Aplu, Apulu, ya da Aplum adıdır.)

Yunan mitolojisinde Apollon'un yaptığı sayısız işlerden bazıları şunlardır:

Apollon, adını Pythia adlı kahinelere verecek olan Python ejderini bir mağarada ya da yeraltı yarığında öldürür ve öldürdüğü yerde Trakyalı Orfe Delf inisiyasyonunu başlatır.
Zagreus’un kemiklerini Apollon Delf’e gömer: Zeus’un buyruğu üzerine musaların (müzler) yardımıyla Zagreus’un parçalarını bir araya getirir. dünya’nın merkezi yakınına gömer.
Hermes’e sihirli bir altın asa verir. Hermes ateş çıkartabildiği bu asa sayesinde habercilerin efendisi olur.
Üç uçlu yabayla yaptığı bir hareketle yunusu göğe bir takımyıldız olarak yerleştirir.


Hephaestus(Ateş ve Volkanların Tanrısı)

Yunan mitolojisinde, Zeus ve Hera'nın oğlu ve Aphrodite ve Kharis'in eşidir. Ateş ve volkanların tanrısı idi. Tanrılar ve kahramanlar için demircilik, zanaat ile uğraşarak silah ve zırh üretirdi. Latince Vulcan da denir.




Mitoloji ile ilgili bu madde bir taslaktır. İçeriğini geliştirerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.

Hephaistos, zanaatkarlar tarafından Athena ile birlikte mesleklerin piri ve koruyucusu olarak kabul edilen bir ateş tanrısıdır. Tarımı, uygarlığı ve şehir hayatını korur. Anadolu kökenli tanrılardan biri olan Hephaistos, özellikle sönmüş bir yanardağ olarak saygı görmüş, sonraları yanardağların içinde çalıştığına inanılmaya başlamıştır.

Zeus'la Hera'nın oğlu olarak bilinmesine rağmen, Zeus'un Athena'yı başından doğurmasına karşılık Hera'nın da Hephaistos'u tek başına doğurduğu da söylenmektedir.

Hephaistos, tanrılar arasında en çirkinidir. İki ayağı da topaldır. Homeros'un İlyadası'nda bunun sebebi iki şekilde açıklanır. Birinciye göre babası Zeus, Hera ile kavga ederken Hephaistos annesinin tarafını tutmuş, buna kızan Zeus oğlunu Lemnos adasına fırlatmış ve Hephaistos bu yüzden sakat kalmıştır. İkinci efsaneye göre Hephaistos sakat doğmuş, bu durumdan utanan annesi onu Olympos'tan aşağı fırlatmış ve Hephaistos'u nereidler büyütmüştür. Hephaistos'la Hera hiçbir zaman birbirlerini sevmemişlerdir.

Tanrıların arasında en çirkin olan olmasına rağmen, hem onlar hem de insanlar arasında en sevilen tanrıdır. Olympos'taki görkemli saraylar onun elinden çıkmıştır.Tanrılar ve kahramanlar için en güzel silahları yapmıştır. Zeus'un emriyle insanları cezalandırmak için gönderilen ilk kadın Pandora onun eseridir.Hephaistos, İlyada'da Kharis (Zerafet, neşe ve sevinci temsil eden tanrıçalardan biri) ile evlidir, Odysseia'da ise Aphrodite ile evlidir.

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Hephaistos"'dan alındı


Hermes

Roma mitolojisindeki karşılığı için bakınız; Merkür
Hermes, (Yunanca ???µ?? ) Zeus ve Maia'nın oğludur.Zeus'un habercisidir.Tanrıların en kurnazı sayılır. Tanrıların en hızlısıdır. Bir de büyülü değnek taşır. Üstün nitelikleri olan Hermes, efsaneye göre daha bir günlükken ayağa kalkar, beşiğinden çıkar, kaplumbağa kabuğundan yaptığı bir liri çalıp ondan çıkan seslerle eğlenir. Bir gün kırlarda dolaşırken tanrı Apollon'un koruması altındaki inekleri çalar. Apollon olayı öğrenince çok kızar;cezalandırılamsı için Hermes'i kolundan tutup Zeus'a götürür. Ne var ki, Hermes'in lirinden çıkan sesler Zeus'u da ve Apollon'u da büyüler. Zeus, cezalandırcağı yerde Hermes'e kanatlı bir başlıkla bir çift ayakkabı vererek onu tanrıların habercisi yapar. Haberci Hermes ölülerin ruhlarını yeraltına götürür; çobanlarla, yolunu şaşıran yolculara kılavuzluk eder. Yaşlı Kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Aşil'in barınağına götürende odur. Hermes'in İo efsanesinde de önemli bir görev üstlendiği görülür. Zeus'un karısı Hera, İo adlı bir rahibeyi kıskandığı için onu ineğe dönüştürür, başina da bekçi olarak 100 gözlü canavar Argos'u diker. Argos uyurken en fazla iki gözünü yumduğundan ona yanaşmak çok tehlikeliyidi. İo 'nun kurtarılması için Zeus Hermes'i görevlendirir. Hermes canavarın yanına oturarak eline lirini alıp tatlı tatlı çalmaya başlar. Bu hoş müzikle Argos'un gözlerinin tümü ağır ağır kapanır, giderek derin bir uykuya dalar. Hermes de uyuyan canavarın kafasını keser. Çevik haberci Hermes tüm atletlerin koruyucusu olduğu gibi akıllı ve kurnaz olduğu için hırsızların, kumarbazların ve tüccarların da koruyucusuydu. Liri, kavalı, notaları, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmiştir.

Mitolojistlerce eril öğenin temsilcisi olarak kabul edilir. Çocukları, Pan, Eros, Hermaphroditus, Priapus, Tyche, Abderus ve Autolycus'dur.


Afrodit(Aşk Tanrıçası)

Afrodit, Yunan mitolojisinde aşk tanrıçası. Roma mitolojisindeki Venüs. Zeus ile Dione'nin kızıdır ve Kıbrıs kıyılarında deniz köpüklerinden doğmuştur. Demirci tanrı Hephaistos'un eşi, Eros'un annesidir. Aralarında Adonis ile savaş tanrısı Ares'in de bulunduğu pek çok sevgilisi vardır.

Anadolu'da büyük saygı görmüş ve adına tapınaklar, kentler yapılmış olan Afrodit'le ilgili en ünlü efsane, Truva'yla ilgilidir. Bu efsaneye göre, genç prens Paris'ten, tanrıçaların en güzelini seçmesi istenmiş, Paris baştanrı Zeus'un eşi Hera, Athena ve Afrodit arasından Afrodit'i seçmiş, bunun üstüne Afrodit ödül olarak Paris'e Truvalı Helene'yi kaçırmasında yardım etmiş, bu olay da Truva Savaşı'na neden olmuştur.

Afrodit çağlar boyunca pek çok sanatçıyı etkilemiş, resimleri, heykelleri yapılmıştır. Bunların en ünlüleri Milo Afroditi ya da Milo Venüsü adıyla tanınan heykel ile Botticelli'nin Venüs'ün Doğuşu tablosudur.


Artemis

Artemis,Roma'daki adı Diana, Zeus ile Leto’nun kızı. Phoebe olarak da bilinir. Apollon’un ikiz kız kardeşi, vahşi doğa tanrıçası. Kardeşinden bir gün önce doğup Apollon’un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir.Fakat rivayete göre Nenflerden oluşan hizmetçileriyle ormanda avlandığı bir gün karşısına çıkan Orion'a aşık olmuştur ve onunla evlenmek istemiştir. Kardeşini kıskanan Apollon, bir gün Orion denizde yüzerken kıyıdan uzaklaşıp, kafasının bir nokta gibi göründüğü anda Artemis'i çağırıp o noktaya kadar ok atıp atamayacağını sormuş, Artemis oku fırlatmış ve bilmeden sevdiği adamı öldürmüştür. Bu olaydan sonra ışığını kaybeden Artemis babası Zeus'tan Orion'u bir takımyıldızı olarak gökyüzüne çıkarmasını istemiş, Zeus da kızının bu isteğini yerine getirmiştir.


Hera(Göklerin Kraliçesi)

Yunan mitolojisinde Zeus'un eşi ve ablası olan tanrıçadır. Babası Titanlardan Kronus, annesi Rheiadır. Olympos tanrıları arasında kraliçe vasfına sahiptir ve Göklerin Kraliçesi olarak anılır.Eski inanca göre doğum sırasında kadınların ve evliliklerin koruyucusudur. Simgeleri nar, zambak, inek ve en önemlisi tavus kuşudur. Çok kıskanç bir tanrıçadır, Kallisto'u ayı, Zeus'la ilişkisi olduğunu bildiği, İo'yu bir ineğe çevirmiştir.


Hebe(Gençlik Tanrıçası)

Hebe, Yunan mitolojisinde gençlik tanrıçası. Zeus ile Hera'nın kızıdır. Herakles tanrı olduktan sonra, onunla evlenmiştir. Ayrıca, Ganymede yerini alana kadar Olimpos'da tanrılara, tanrı yiyeceği olan nektarı sunmakla görevliydi.

Çoğunlukla elinde bir kase ile nektar sunan genç bir kadın olarak resmedilir. Bazı yerlerde Herakles'in karısı olarak resmedildiği de olmuştur. Roma mitolojisinde ona Juventas adı verilmiştir.


Demeter(Tarım ve Bereket Tanrıçası)

Demeter, Yunan mitolojisinde tarım ve bereket tanrıçası. Homesros'un destanlarında, "güzel saçlı kraliçe" ya da "güzel örgülü Demeter" diye geçer. Insanlara toprağı ekip biçmesini öğreten bu tanrıçadır. Ekinleri, özellikle de buğdayı simgeler.

Hesiodos’a göre Kronos’la Rheia’nın kızı, ikinci tanrı kuşagındandır. Tanrılar tanrısı Zeus'un dördüncü evliliğini onunla yaptığı söylenir. Bu evlilikten de yeryüzü ecesi Persephone doğmuştur.

Demeter, heykellerinde baygın bakışlı, sarı saçları omzuna dökülen, güzel bir kadın olarak gösterilirdi. Sağ elinde bir buğday başağı, sol elinde de yanan bir meşale tutardı. Roma mitolojisinde ona Ceres denilirdi.

Efsaneye göre, bir gün Persephone arkadasları ile tarlada çiçek toplarken çayır birden ikiye yarilir ve yeraltı tanrısı Hades, yeryüzüne çıkar. Aşık olduğu Persephone'u yeraltına kaçırır ve ona orada nar yedirir. Inanışa göre ölüler ülkesinde bir şey yiyen bir daha oradan çıkamaz. Demeter kızını aramak için yollara düşer ancak onu hicbiryerde bulamaz. Üzüntüsü öyle büyük olur ki hayata küser. Sonunda her şeyi gö­ren ve bilen güneş tanrı Helios ona kızının yer altına kaçırıldığını söyler. Bunun üzerine Deme­ter Olympos’tan kaçar, yüreği sızlayarak ıs­sız bir yere çekilir. Onun küsmesiyle topra­ğın bereketi kalmaz, insanlar kıtlık tehlike­sine uğrarlar. Zeus onu barıştırma­ya çalışır, Hades’ten kızı geri vermesine.. Ancak Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermez. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus, en sonunda Persephone’nin yılın üç­te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­nı, anası Demeter’in, geri kalan üçte birini, yani kışı da kocası Hades’in yanında geçir­mesini kararlaştırır. Böylelikle toprağa ye­niden bereket gelir. Persephone her yeryüzüne çıktığında, Demeter, yeryüzüne baharı getirir..


Dionysos(Çallı Şarap Tanrısı)
[iamege]http://www.dibbuk-ensemble.privat.t-online.de/mediac/400_0/media/dionysos.jpg[/image]
Dionysus veya Dionysos (Eski Yunanca: ???????? or ????????; hem Roma ve Yunan mitolojisinde Bacchus olarak da bilinir) Bazı mitolojik eserlerde ve ozellikle tragedyalarda Bromios, Euhios, Dithyrambos, İakkhos, İobakkhos olarak da adlandırılır. Çallı şarap tanrısı. Şarabın sadece sarhoş ediciliğini değil, sosyal ve faydalı etkilerini de temsil eder. Medeniyetin destekçisi ve barış aşığıdır.

Çal yöresinde yaşamıştır.Hellen pantheon'una aykırı dusen bir tanrıdır.Butun efsaneleri bir tek motif ustune kuruludur: tepki ve direnç.

Sembolü olan asma ağacı gibi ölüp yeniden doğar,haz ve acı arasında iki uçta gider gelir.Bu yüzden psikiyatride manik depresif duygu durumunu temsil eder.

Genel olarak Zeus ve Semele'nin oğlu olarak geçse de farklı biçimlerde Zeus ile Persephone'nin oğlu olarak da geçmiştir..

Dionysos kültünün, hristiyanlık dinini de doğrudan etkilediği iddia edilmektedir.


Persephone(Ölüler Ülkesi Tanrıçası)

Zeus ile Demeter'in kızı. Hades tarafından kaçırılıp, Hades'in sunduğu meyveyi yedikten sonra ölüler ülkesinin tanrıçası olmuştur.

Persephone'nin asıl ismi Kore'dir. Hades Persephone ismini, O'nu yerlatına kaçırdıktan sonra vermiştir. Ölüler ülkesinde bir şey yiyenlerin yeryüzüne çıkma hakları bulunmamaktadır. Kore de yediği 4 nar tanesi yüzünden sadece dokuz ay yeryüzüne çıkmaya hak kazanmıştır.


proserpina olarak da bilinir. tüm dünyaya buğday ekmekle görevli tanrıça demeter'in zeus'tan olan kızıdır. demeter kızını çok sevmektedir. günlerden bir gün kızının çığlığını duyar. onu arar ama bulamaz. bu yaşadığı acıyla demeter dokuz gün boyunca dünyayı dolaşır ve kızını arar. onuncu gün güneşe rastlar. güneş ona zeus'un gizli rızasıyla hades'in persephone'u kaçırıp ölüler ülkesi'nde ebedi karısı yaptığını açıklar. demeter bu olaya isyan eder ve olimpos'u terkederek insanlar arasında yaşamaya başlar. yaşlı bir kadın kılığında eleusis'e varır. bir kuyunun yanında zeytin ağaçlarının altında oturur. kuyudan su almaya giden kral keleos'un kızları yaşlı kadını alıp eve götürürler. böylece demeter kızların küçük kardeşi demophon'un dadısı olur. demeter küçük çocuğa ölümsüzlük kazandırmak için geceleri çocuğun bedenini ambrosia ile sıvayıp yanmakta olan ateşe tutmaktadır. bir gece çocuğun annesi olaya tanık olur ve dehşete düşer. demeter şaşkınlıkla çocuğu elinden ateşe düşürür. bu olay üzerine demeter, kral keleos ve eşinden özür dilemek için, persephone'un kardeşi olan oğlu tripolemos'a kanatlı ejderhaların çektiği bir araba verir ve ona buğday serpe serpe tüm dünyayı dolaşmasını emreder. günler geçer ve eleusis'te kaldığı süre içinde demeter toprağı verimli kılmayı reddeder böylece açlık hüküm sürmeye başlar. insanların çektiği acılara üzülen tanrılar demeter'e yakarırlar, o da kızını görmek şartını öne sürer. zeus'un onayıyla hades karısı persephone'u yola çıkarır. kızını görmenin coşkusuyla demeter toprağı çiçekler ve yapraklarla kaplar. böylece ilkbahar olur.


Hestia(Ocak(Ateşi) Tanrıçasıdır)

Rhea ile Kronos'un kızı olan Hestia, Zeus'un en büyük kız kardeşidir. Olemp'deki tanrıların en kibarı olarak bilinen Hestia, ocak (ateşi) tanrıçasıdır, bu yüzden de günlük ev hayatında önemli bir yere sahiptir. Hiçbir mitolojik anlatımda yer almadığı gibi, Antik Yunan'da ona adanan tapınakları da olmamıştır. Ama, Olemp'de yanan kutsal ateş ve dünyadaki yanan her ocak onun kutsal mekanı sayılır.

Hestia aynı zamanda "metropolis"i simgelerdi. Bu nedendir ki kolonilerde kurulan yeni şehirlere metropolisde yanan ateşten getirilir, böylece metropolisin bir parçası koloni şehirlerinde yanmaya devam eder.

Roma mitolojisinde Hestia'ya Vesta denirdi, forumda ona adanmış bir tapınak bulunurdu.







<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Derin For This Useful Post:
SEYHAN (08-23-2010), SHeqeRSHe (12-09-2010)
Eski 10-03-2010, 08:17 PM   #5
Beyaz Nur
Nurumuz
 Beyaz Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

içlerinde en güzeli at

derin bilgiler ve verdiğin emek için sonsuz teşekkürler canım







<------------------------ İmza ------------------------>




Size Öyle Bir Vatan Aldım ki; Ebediyen Sizin Olacaktır! (Sultan Alparslan, Malazgirt-1071)
Beyaz Nur isimli Üye şu anda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Beyaz Nur For This Useful Post:
SHeqeRSHe (12-09-2010)
Eski 12-09-2010, 12:59 PM   #6
SHeqeRSHe
CEZALI
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Emeğinize SağLık .. TeşekkürLer..

SHeqeRSHe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 02-18-2011, 11:11 AM   #7
pesimist_13
Junior Member
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

bunu nerden bulabilrim

pesimist_13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
doğaüstü resimler, efsanevî yaratıklar, fantastik resimler, fantasy pictures, hayal gücünüzü zorlayan resimler, süryalist resimler, unicorn and pegasus horses gifs, wonderful horse gifs

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Fantasy picture fantasy gifs fantastik resimler hareketli fantastik resimler fantasy girls fantasy woemn fantasy man fantasy picture fantastik kadın resimleri fantastik erkek resimleri fantastik kız multimedia Fantastik Hareketli Resimler, Fantastik Gif Resimler, Fantastic resim, Fantastik Animasyonlar, Peri 9 10-18-2011 10:06 PM
Beyaz Pegasus at gifleri,unicorn and pegasus horses gifs,wonderful horse gifs , Süryalist At gifleri, Pegasus Beyaz At gifleri, Hareketli Beyaz At Gifleri, İlginç Beyaz At Gifleri, Süryalist ve Değişik Beyaz At GİFLERİ, Baş Belası Hayvan Resimleri, Kelebek Gifleri, Kedi Resimleri, Hareketli Hayvan Gifleri 3 06-14-2011 03:11 PM
Fantastik Hareketli Resimler, Fantastik Gif Resimler, Fantastic resim, Fantastik Animasyonlar, Peri Fantastik Resimler, Fantastic Gifs,Fantastik hareketli resimler, resimler, fantasy gifs, fantasy gif, fantastik resimler multimedia Fantastik Hareketli Resimler, Fantastik Gif Resimler, Fantastic resim, Fantastik Animasyonlar, Peri 1 08-21-2010 02:41 PM
Hayal ötesi resimler, angel gif, fairy gif, fantastic women animated, fantastic women gif, fantastik gif, fantastik kadın gifleri, fantastik kadın resimleri, fantastik resimler, fantasy clipart, Derin Fantastik Hareketli Resimler, Fantastik Gif Resimler, Fantastic resim, Fantastik Animasyonlar, Peri 3 06-22-2010 03:43 PM
Hayalin Ötesinde Resimler, masalsı resimler, hayal ürünü resimler, hayal dünyası resimler, rüya gibi resimler, masal resimler, HuznuN_KıZı İlginç Resimler, Enteresan Olaylar, Gizemli Dosyalar 9 05-09-2010 04:55 PM

>

Bütün Zaman Ayarları WEZ +1 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:04 PM .


Design By: Miner Skinz.com
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, vBulletin Solutions, Inc.
Forum SEO by Zoints
Korkmaz
sirketrehberi.gen.tr
Kültür,Sanat Şiir