Geri git   Romantik resimler, Smileyler, Gifler, Gül Resimleri, Travel Guide, Tatil Merkezleri, Oteller, Hotels, Türkiyede Tatil, Türkiyenin en büyük resim sitesi > KÜLTÜR SANAT > Mitoloji, Eski Uygarlıklar, Anadolu Halk Hikayeleri

Mitoloji, Eski Uygarlıklar, Anadolu Halk Hikayeleri Türkülerimiz, türkülerimizin hikayeleri, Dünya ve Türk mitolojisi, Eski Uygarlıklar

   

attention: Konuya cevap yazmadan yazı ya da resim kopyalayamazsınız.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
Eski 12-22-2011, 10:00 PM   #1
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Hindistan ve budizm,hindu geleneği, gizemli hindistan tapınakları, budizmin farklı boyutu, efsaneler, hikayeler

Hindistan dinin sikilip suyunun cikarildigi, insanlarin din icin hayatinin son dakikasina kadar somuruldugu bir ulke. Icinde dini bir ikon veya yazi olmayan cati alti yok. Ozellikle eski sehirlerde her baktiginiz yerde, her duvar deliginde bir dini sembol var. Bindiginiz her tasitta ya bir put, ya bir yazi var. Gozunuzu kaparsaniz, girdiginiz cogu kapali mekan – hatta bazen sokaklar – tutsu kokuyor.
Dinle cok arasi olmayan bir kisi olarak, olayin iyi tarafindan bakarsam, Hindistan’da herkes dindar ama kimse baskalarina karismiyor. Hatta bazen bazi dinlerin ozgurlukleri, bazi dinlerin ozgurluklerini kapsasa bile! Cogunluk hindu olmasina ragmen Hindistan 110 milyon musluman ile dunyada en cok musluman bulunan ulkelerden birisi. Budist, hiristiyan, musevi, sih (Sih), ceyn (jain) ve hatta zerdüşt bile var. Hintliler ulkelerine milattan onceki yillarda gelip hala var olan musevi cemaatiyle, Iran’da muslumanlarin baskisi sonunda kacip gelen zerdustlerle, bircogu (kast sistemi yuzunden) hindu dininden donme hristiyanlarla gurur duyuyorlar. Bizim gazetelerde de zaman zaman cikan “Istanbul’da dinler ve kulturler uyum icinde!” cinsinden haberler orada da cikiyor, ustelik hakederek! Pakistan kuruldugunda bircok musluman oraya gocmus olmasina ragmen, Ramazan’da ezanlar duyuluyor, bircok mahallede camiler ve etrafta gezen Osama bin Ladin sakalli adamlar var.
Karşılıklı Saygının Sınırları
Insanlarin diger dinlere tahammulu enteresan cunku bazi dinlerin bazi kurallari baskalarini killandiracak cinsten. Mesela ceyn dininin iki mezhebi var, bir mezhebe mensup papazlar bembeyaz giyinip, agizlarinin onune cibinlik gibi birsey takiyorlar ki, sinek yutmasinlar; yururken onlerini supuruyorlar ki yanlislikla bir bocege veya hasarata basip oldurmesinler. Ceyn dininin diger mezhebin papazlari ise dunyevi seylere onem vermediklerinden ustlerine kiyafet namina bir sey giymiyorlar, dolayisiyla bir ceyn tapinagina girerseniz, dal-tasak tabir edilen sekilde gezinen adamlarla burun buruna gelme ihtimaliniz yuzde yuz. Hatta biz oradayken bir dini vecibe icin butun papazlar (15-20 kadar) tapinaktan cikip yandaki arsaya gittiler ve (neyse ki) bagdas kurup sarkilar soylediler. Simdi bunu koyu bir musluman gorse, “benim bacimin namusu, benim anamin abdesti” diye nasil saldirip oralarini buralarini koparmaz anlamiyorum. Bu ceyn dininin uyelerinin hayvan yememek disinda, toprak altinda yasiyan bitkileri (“patateez, sovaaan” gibi) de yemediklerini de eklemek lazim. Sebep ise bu sebzeler topraktan cekilip cikarilirken gereksiz yere boceklerin olmesi.

Ceyn Rahipleri Böcek Öldürmemek Üzere Silahlarını Kuşanmış Durumda Baska bir enteresan sey, zerdustlerin olulerini gommek veya yakmak yerine tutup Towers of Silence, (Sessizlik Kuleleri) denilen kulelere akbabalar ve digen oluyiyen kuslar yesin diye birakmalari. Mesela bu Towers of Silence civarindaki evlerin balkonlarina akbabalarin agizlarindan cesetlerin el parcalari, ayak parmaklari falan dusebiliyor. Salman Rushdie’nin Midnight’s Children (Geceyarisinin Cocuklari) kitabinda, esas oglanin babasi yururken gokten inen bir Osmanli tokadi gibi bir kopuk el dusuyor suratina, sonra adam kendine gelip hayatini degistirmeye karar veriyor!
Benzer sekilde icme suyunu Ganj Nehri’nden alan bir aile isiniz mesela, suyunuzun icinde yakilmis hindu cesetlerinin kulleri, ayaklarina tas baglanmis ve suya atilmis cocuklarin ceset parcalari (10 yasindan kucuk cocuklar olunce gunahsiz olduklari icin yakilmiyorlar) bulunabilir. Ustelik bu hindularin ayni kutsal su icinde ibadet mahiyetinde yikandiklarini, dislerini fircalayip, gargara yaptiklarini da unutmayin.
Fakat gordugum kadariyla Hindistan’da bu tur insan sivilari pis sayilmiyor. Yoksa Fatehpur Sikri sehrindeki Kabe’deki camiinin tipkisinin aynisi olan Cuma Camii’nin avlusundaki havuzda durgun suya yanindaki adam sumkururken, otekisinin mesh edip, gargara yapmasi normal sayilmazdi herhalde. Rehberimize “Islam’da durgun su ile abdest alinmaz” diye ukalalik yaptim ama, “Yooo, o su durgun sayilmaz, her yagmurda yenilenir” cevabini alinca sustum oturdum oturdugum yerde. Ayrica sehirler dahil, etrafa birkac dakika baktiginiz zaman iseyen bir adam veya pipisi disarda bir cocuk gormezseniz sasirmaniz lazim.
Kavga Gürültü
Tabii dini kavgalar da yok degil, ama bence olmasi beklenenden daha az. En buyuk kavga zamaninda musluman mogollarin (Mogol-Turk hanedani) hindu tapinaklarini yikip yerlerine diktikleri camiiler yuzunden cikiyor. Hindistan’in su anda iktidarda bulunan partisi BJP (bizdeki MHP’ye tekabul etmekte) bu camileri yikip yeniden tapinak yapma hikayesi ile oy avlamaya calisiyor. Tipki bizimkilerin Aya Sofya’yi yeniden ibadete acmasi gibi. Gene benzer bir sekilde bu adamlar okul kitaplarini islerine geldigi gibi degistiriyorlar. Zamaninda dava arkadaslarini guzelligiyle bastan cikariyor dikkatlerini dagitiyor diye musluman bir kadini silahini cekip dan diye vuran bir adam simdi BJP’den milletvekili ve milli egitim bakaninin yardimcisi. Tanidik geldi mi?

Varanasi sehrindeki Mogol imparatoru Aurangzeb tarafindan yapilan cami simdi 24 saat ordu tarafindan korunuyor, cunku caminin yanindaki boga heykeli, orada eskiden tanri Şiva’ya adanmis bir tapinak bulundugunun ispati ve hindu milliyetcileri camiyi havaya ucuracaklarini soylemisler. Tabii caminin avlusunda gezinen maymunlar bu konuyla ilgilenmeden Şiva’nin bogasinin ustune cikip oturuyorlar.
Maymun deyince, Hindistan’in dindarligindan gelen baska bir acayiplik etraftaki hayvanlar. Inekler kutsal, fakat kutsal olmayan hayvanlar da dokunulmazlik sahibi. Şehirlerin sokaklarında insandan fazla hayvan var. Mumbai (Bombay) ve Yeni Delhi haric her sehirde yollarda inek, okuz, maymun, kopek, kedi, keci gorduk. Mumbai ve Delhi’de bile yer yer inekler, her yerde kopekler vardi. Tabii butun bu hayvanlar yerlere sıçmakta ve işemekte de ozgurler. Hintlilerin bir kisminin (buyuk bir kisminin) ayakkabi kullanmadigini da vurgulamak lazim. Herhalde serin kis sabahlari bu boklara basinca ayaklari isindigi icin hic sikayetci degiller, yere bakmadan yuruyebiliyorlar.

Goa eyaleti Hindistan’in gerisine en az benzeyen yer, cunku 1960′lara kadar Portekiz somurgesi imis, orada bile deniz kenarinda kumsalda otururken yediginiz karpuz kabugunu cope atmazsaniz basinizin dibinde bir inek bitiyor ve karpuzunuzun artiklarini mideye indiriyor. Arabalarin ustunde hindu tanrilarinin isimleri yerine “Isa yakinda geri gelecek” gibi ozlu sozler yaziyor. Adamlarin tipleri hintli ama isimleri Roberto De Souza!
Gene Goa eyaletinde Aziz Francis’in yillar once oldukten sonra mucizevi bir sekilde bozulmayan cesedi de var. Cesedi gormek nasip olmadi ama her 10 senede bir sokaga cikartilip tur attiriliyormus. Bir keresinde de bir deli kadin isirip ayak parmaklarindan birisini koparmis!
Hindistan’da bir sure kaldiktan sonra ister istemez hindu dinini ogreniyorsunuz. Din cok enteresan cunku yunan mitolojisini aratmayan bir mitolojisi var ve din-mitoloji el ele kol kola.

Bu Konuyu Facebookta Arkadaşlarınla Paylaş






<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Eski 12-22-2011, 10:01 PM   #2
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Ganeş: Şişman ve Neşeli Tanrı
Mesela Mumbai’da her yerde fil kafali sisko tanri Ganeş’in heykellerini (putlarini) veya resimlerini gorursunuz. Hikayesi soyle: tanri Şiva’nin karisi Parvati, bir gun banyo yapacakken kapida durmasi icin oglunu gorevlendirir. Oglu ise eve yillar sonra donen babasini tanimaz ve eve almaz, tabii baba da oglunu tanimadigi icin yol hasretiyle gormek istedigi karisini gostermeyen bu adama sinirle saldirir ve kafasini koparir, evine girer. Vahim durumu goren Parvati cok uzulur ve Şiva’ya hemen ogullarini geri canlandirmasini emreder. Şiva ise adamlarini bulduklari ilk canlinin kafasini getirmeleri icin yollar. Adamlarin ilk gordukleri canli bir fil oldugu icin, Ganeş’in kafasi bir fil kafasidir. Ganeş resimlerinin altinda da hep bir minik fare gorursunuz, o da Ganeş’in taşıtıdır (butun hindu tanrilarinin birer hayvan vesaiti de var). Ganeş sans, bilgi, guzel sanatlar tanrisi, hindular bir ise baslamadan once bismillah der gibi ona tapiniyorlar.

Favori Tanrım Ganeş En Sevdiği Tatlılar ve Vesaiti Fare İle Ganeş’in hikayesi cok sacma gibi gelse de, her hindu buna inaniyor. Isa’nin olu diriltmesinden, suyu sarap yapmasindan veya su ustunde yurumesinden de cok daha sacma degil herhalde!
Bu kadar cok tanri ve put olmasina ragmen, hindulari dinlerini tek tanrili oldugunu soyluyorlar. Guya butun bu gordugumuz bilumum tanrilar, tek tanrinin degisik sekilleriymis. Hiristiyanliktaki gibi bir uclu inanc da var. Uc ana tanri: yaratan (Brahma), yokeden (Şiva) ve koruyan (Vişnu) tanrilar.
Bazen inanclarla gunumuzun dunyasi cakisiyor tabii, hindu inancina gore ermis olmanin yollarindan birisi sati olmak. Sati kocasi oldukten sonra kendisini onun yandigi atese diri diri atan kadinlara deniyor. Bu kadinlar islamdaki sehit mertebesine benzer bir mertebeye ciktiklari icin etrafta turbemsi tapinaklari var. Ama bugun artik bu yasaklanmis, ve bazi hindular kime ne isteyen istedigini yapar mantigiyla yasaklanmasina karsi, ama tabii bazi tutucu cevrelerde atese atlamayanlara kocasini sevmeyen es olarak bakilip olmeden cehennem azabi cektiriliyor.
Sri Lanka ve Budizm
Hindistan’dan sonra 4 gunlugune Sri Lanka’ya (Seylon veya Seylan) gittik. Orada da muthis bir dindarlik hakimdi. Bizi gezdiren arkadasimiz Navin yolda giderken gordugu bazi tapinaklarin onunde durup dua etti ve bagis verdi. Yol kenarindaki tapinaklara arabadan cikmadan bagis verilebilsin diye konulmus metal kumbaralar da cok pratikti. Sri Lanka’nin cogunlugu budist ve Hindistan kokenli, Hindistan’dan gayriresmi yardim goren bir hindu azinlik var. Tamil Tigers (Tamil Kaplanlari)denilen bir de teror orgutleri! Ara sira haberlerde “Ayrilikci Tamil gerillalari sekiz binayi havaya ucurup, iki tane de tren kacirdi” seklinde isimlerini duymus olabilirsiniz. Orgut cok guclu, adanin kuzeyini ele gecirmis durumda. Biz o sebepten kuzeyi goremedik. Sri Lanka’ya gitmeden bir hafta once cumhurbaskanlarina suikast duzenlendi, kadin az kalsin kor oluyordu. Biz ordayken de bir bombalama, bir de trene saldiri olayi oldu. Unutmadan bir detayi da yazayim, Sri Lanka cumhurbaskaninin annesi de basbakan. Asil hanedan boyle oluyor galiba.

Sri Lanka’da heryerde devasa Buda heykelleri gorduk. Bazi yenileri de insaat halindeydi. Budism Hindistan’da cikmasina ragmen ordan cok dunyanin diger yerlerinde tutulmus. Hindular budizm olayini pek onemsemiyorlar, Buda’nin kendi tanrilarindan Vişnu’nun dokuzuncu reenkarnasyonu olduguna inanarak budizmi kucumseyerek mesrulastiriyorlar. Budistler ise “yok oyle sey, tanri Buda sahsina munhasir bir tanridir” inancindalar tabii.
Buda’nin hikayesi kisaca soyle: Buda (Siddarta) milattan once 556 yilinda dogmadan once babasina oglunun ya cok buyuk bir hukumdar, ya da bir peygamber olacagi soylenmis. Baba da hukumdar olsun peygamberlikte para yok diye oglunu hic saraydan cikarmamis. Fakat bir gun nasilsa disari cikan Prens Siddarta, ilk kez dunyanin acilari ile karsilasmis ve bu acilari nasil yok edecegine kafayi yormaya baslamis. Bir gece karisini ve kundaktaki oglunu birakip cikmis ve bir Bo agacinin (ficus religiosa) altinda 40 gun oturup ermis. (Bana kalirsa budist bagdas kurma pozisyona – lotus pozisyonu – gecmesi 40 gun almistir, zira cok elastisite gerektiriyor.) Sonra da ana felsefesi her turlu acgozlulukten ve istekten arinmak olan budizm dinini kurmus.
Bu Da Favori Budam: Gülen Buda Budizmin butun onemli yerleri Hindistan’da. Hatta bir budizm hac yolu var. Buda’nin gittigi yoldan gidip onemli yerlerdeki tapinaklari ziyaret ediyorsunuz. Biz Sarnath’taki tapinaklara ve harabelere gittik. Burasi Buda’nin ilk konusmasini yaptigi yer. Mogollar tas ustunde tas birakmamislar, musluman dusmani rehberimiz de bunu birkac kez ustune basarak soylemeyi ihmal etmedi. Hindistan’da gordugumuz en bakimli, en temiz yer burasi idi. Sebebi de Hint hukumetinin eline birakilmamis olmasi tabii. Bir budist dernegi temizliyormus. Ciplak Ceyn rahiplerini de burada gorduk.







<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-22-2011, 10:02 PM   #3
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Hinduizm
Hindistan’in coguna hakim olan hindu dinin en guzel ozelligi diger dinlerden insanlari kendi dinlerine inandirmaya kalkmamalari. Hindu inancina gore herkes hangi dine dogmussa o dinde kalmali. Fakat butun dinler dinsizlikten iyi oldugu icin, dinsiz bir insani orijinal dinine daha bagli bir insan yapmak sevap.

Tabii bir de yillarca Ingilizler tarafindan asagilandiklari icin bizdekinden daha abarti bir bati kompleksleri var. Bu kompleks dogrultusunda surekli olarak bize kendi dinlerinin ne kadar iyi bir din oldugunu kanitlamaya calisiyorlar. Ve bizle konusan insanlarin cogu bizi hiristiyan sandiklari icin hiristiyanlik ile hinduizm arasinda paralellikler kurmayi cok seviyorlar.
Aslinda hint mitolojisi ve bizim tek tanrili uc dinin ortak hikayeleri de az degil. Sozkonusu dinler icinde en eskisi hinduizm oldugu icin insan sanki digerlerinin hikayelerinin ondan ciktigini dusunuyor. Mesela Hz Ibrahim ve oglu hikayesinin biraz degisik bir versiyonu onlarda da var. Harischandra tanri Varuna’ya eger ona bir ogul verirse, ona oglunu hediye edecegini soyluyor. Baska bir hikayede tanri Rama uc gun dua sonunda (Musa Peygamber’den daha gucsuz yani) Hint Okyanusunu ikiye ayirip ordusunu geciriyor. Zaten Hintiler Hz Isa’nin nerede oldugu bilinmeyen yillarini Hindistan’da gecirdigini iddia ediyorlar.
Mahabarata’dan Bir Sahne, İkinci Favori Tanrım Hanuman Lanka Dönüşünde Hinduizm’de ideal insan her turlu istekten arinmis insan. Nietzche’nin Übermensch dedigi ustun insan gibi yani. Zaten bunun icin ideal bir hindu omrunun son kismini haci olarak isteklerden arinarak geciriyor.
Bir de tipik, zamanindaki Hint uygarliginin ne kadar super oldugu hikayeleri var. Hint mitoloji/din kitaplarinda (Mahabarata ve Ramayana) balistik fuzeler, nukleer bombalar gibi daha yeni kesfedilen silahlarin bulundugunu hemen anlatiyorlar. Bizdeki Cebelitarik’ta sularin karismamasinin Kuran’da yazili olmasi hikayesi gibi.
Kisaca hinduizmin kast sistemine de deginmek lazim. Uc ana kast var. Rahipler (brahman), savascilar (şatriya), ve tuccar/ciftciler (vaisya). Bu kastlar kendi iclerinde klanlara da bolunuyorlar. Bir de kastlarin disinda kalan ve dokunulmazlar (untouchable) veya ezilmisler (dalit) denen insanlar var. Bu dokunulmazlar zamaninda (hatta hala) en pislik isleri yapan kisiler. Zamaninda diger kastlardan insanlar bunlara dokunduklari zaman, hatta bunlarin golgeleri ustlerine dustugu zaman abdest almak gibi bir dini temizlenisten gecmeleri gerekiyormus. Simdi eskisi kadar ayirim yok, devlet de dalitlere bircok imtiyaz tanimis. Universitelerde kontenjanlari var, devlet memurluklarinda kontenjanlari var, simdi de diger kastlardan olan insanlar da bu tur kotalari esitsizlik olarak goruyorlar.
Gunumuzde de evlenirken kastlar onemlice. Bizim dugunune gittigimiz arkadasimiz Pratap artik hic onemi olmadigini soylese de, kendisi de yeni esi de ayni kasttan, hatta ayni klandan. Konustugumuz baska birisi, ailesinin ilk uc kasttan birisiyle evlenmesine karsi cikmayacagini ama dokunulmazlardan birisiyle evlenmesinin mumkun olmadigini anlatti. Kizkardesi de bir Sih ile evlenmis, ailesinin cok hosuna gitmemis ama kabullenmisler.
Sihler kafalarina sarik baglayip sakal birakanlar. New York’ta taksiciler arasinda bol bol gorulebilirler. Idealen saclarini hic kesmiyorlar ve surekli olarak yanlarinda tasimak zorunda olduklari bazi ziriltilar var. Bir tarak, bir bicak, bir kilic, bir igne gibi, bir nevi at-avrat-pusat meselesi. Agra’da tren istasyonunda bir tanesini gorduk, esek kadar kiliciyla ve mavi elbisesiyle salina salina yuruyordu. Gayet de korkunc bir herifti. Kimse de “kardeşim hoop o kılıçla trene binemezsin!” demedi.
Sih dini islam ile hinduizmin sentezi dediler bize, ama soyle bir sentez: islamdan tek tanri inancini, din icin savasmayi ve et yemeyi almislar. Bence islamla pek alakasi yok. Sihler Hindistan’i istila eden muslumanlara karsi savastiklari icin hala bazi hindu aileler ilk erkek cocuklarini Sih olarak yetistirlermis.
Hindistan’da dikkatinizi cekecek baska bir sey ise sadhu denen kendini dine adamis adamlar. Hindu hayat tarzinin son safhasi dunyevi hayattan cekilip bir lokma bir hirka seklinde yasamak. Bu adamlari heryerde goruyorsunuz. Genellikle acik turuncu kiyafet giyip upuzun sac ve sakallari ile ciplak ayak geziniyorlar. Tapinaklarda yemek yiyorlar ve durmadan dua edip dini yerleri ziyaret ediyorlar. Olene kadar ailelerini islerini birakip daimi haci oluyorlar yani!







<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-22-2011, 10:04 PM   #4
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Varanasi
Ozellikle Varanasi (Benaras) sehrinde, ki bu sehrin hala icinde yasanan en eski sehir oldugunu iddia ediyorlar (Diyarbakir ile karsilastirmak lazim), her kosede bir sadhu var. Bu sehrin ozelligi en onemli kutsal sehirlerden birisi olmasi, kutsal Ganj Nehri’nin kiyisinda, ve bir hindu icin olunce yakilacagi en prestijli olu yakma yerleri burada, buradaki bazi yerlerde yakilanlar cennete bilet kestirmis oluyorlar. Nehrin kiyisinda sabahin 6′sinda sabah sporunu (yoga) yapanlar, disini fircalayanlar, kahverengi su icinde sabah banyosunu yapanlar, meditasyon yapanlar, camasir yikayanlar, iki dua edip para alan rahipler, alna renkli toz (tika) surup para alan rahipler, mum ve cicek satanlar, gargara yapanlar, acayip hint halterleri ile vucut gelistirenler, cins cins turistler, balikcilar, cins cins turistlere incik boncuk satmaya calisan cins cins seyyar saticilar, kayik gezisi yapan turistler icin kayikli saticilar, olu yakicilar, olu yakilirken para karsiligi sure basina para alan duacilar, olunun sonuna kadar yandigini (para karsiligi) kontrol ediciler, olu yakarken kotu kokmasin diye tozlar ve bezler satan dukkan sahipleri, ve daha daha seyyar saticilar ile karsilasmamak imkansiz.

Ganj Nehri’nin Kenarından Bir Manzara Bir diger imkansiz sey ise daracik sokaklarda hayvan bokuna basmadan yurumek. Ama butun bunlar dindar hindulari bu sehre hacca gelmekten hint meraklisi batililari da hacca gelmis hintli gormeye gelmekten alikoymuyor tabii. Rehberimiz bu adamlarin Ganj Nehri’nin pis suyunu likir likir icip hasta falan olmadiklarini soyledi. Tanrilari koruyormus. Bence Hindistan’da gordugumuz en ilginc ve en pis yerdi burasi. Cok tavsiye ederim.
Dinin, din turizminin ve din somuruculugunun dunyadaki merkezi Hindistan iste boyle. Maalesef vakit darligindan batililarin akin akin gelip paralarini oluk oluk akittiklari gurularin tarikathanelerini goremedik. Aşram denilen bu muesseselerin en unlulerinden birisi Pune’deydi (Poona). Mumbai’a birkac saat mesafede. Fakat iceri girip bir gormek icin AIDS testi, ozel ders gibi zorunluluklar oldugundan vaktimiz olamadi. Merak edenler icin AIDS testinin sebebi su: sayin guru (ki kendisi bilimum tanrilarinin rahmetine kavusali 10 yil kadar olmus), ermenin evrelerinden birisinin vucudun onemsizligini kavramak oldugunu dusundugu icin, ****** ihtiraslardan arinmak amaciyla ******ligin sinirsizca yasanmasi gerektigine inanip, batililara **** turizmi ve ermisligi bir pakette sunmus. Tabii ki basta Amerika olmak uzere butun bati ulkelerinden insanlar buraya akmislar. Simdi ise guru yok, ama tarikat Adnancilar veya Rasputin’in bagli oldugu yasak Khylysti mezhebi gibi ****in dayanilmaz cekiciliginin yardimi ile unlendigi icin, gecmisteki basarisini koruyor.
Alıntı







<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-22-2011, 10:09 PM   #5
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Buda'nın yaşamı

Siddhartha Gautama'nın, Nepal'deki Lumbini'de[2] doğduğu düşünülmektedir. Yaygın olmamakla birlikte Hindistan-Nepal sınırındaki Kapilavastu'da doğduğuna dair iddialar da vardır.

Geleneksel olarak kabul edilen yaşam hikâyesi şöyledir:


Siddhartha Gautama klanı ve Sakya kabilesinden bir prens olarak dünyaya gelir. Doğumundan kısa bir süre sonra babası Kral Suddhodana'yı bilge olduğu varsayılan bir kişi ziyaret eder. Siddhartha hakkında "Bu çocuk ya muhteşem bir kral (chakravartin), veya muhteşem bir kutsal adam (Sadhu) olacak" der. Siddhartha'nın ileride kral olarak yerine geçmesini arzulayan babası ise, onun yaşamı boyunca acı ve ölüm gibi hayatın gerçeklerinden habersiz sarayda yaşamasına çaba gösterir. Bundan dolayı Siddhartha hayatının ilk 29 yılını insan nefsinin arzu edebileceği her tür zenginliğin içinde yaşamıştır. Babasının çabalarına rağmen Prens Siddharta 29 yaşındayken, ilk kez bir yaşlı insanın acı çektiğini görür. Bu olaydan sonra sarayın dışında yaptığı gezintilerde, hasta bir adam, çürümüş bir ceset ve çileci bir derviş[3] görünce hayatın ızdırap içerdigini farkeder ve acıyı altetmek için çileci bir derviş olarak yaşamaya karar verir.


Derviş olmak için görkemli hayatı arkasında bırakarak sarayından ayrılan Siddhartha, başlangıçta çeşitli dervişlere katılarak onların çileci öğretilerini izler. Bu dervişler toplumdan ayrı, yoksun bir hayat sürerek açlık, kendine eziyet gibi çeşitli yöntemlerle nefislerini engellemeye çalışmaktadırlar. Uzun süre bu yoksun hayatı izleyen Siddhartha bu yöntemlerin insana açlığa dayanma, hassas fısıltılar duyma, vücutta ağrı hissetmeme gibi olağanüstü ruhani güçler kazandırdığını farkeder, ancak aynı zamanda vucuduna zarar verdigini de görür.[4]

Siddhartha, bu yöntemlerin aradığı cevaba ulaşmasına katkıda bulunmadığını, prens olarak zenginlikler içindeki hayatında olduğu gibi tatminsizlik ve huzursuzluk yarattığına karar verir. Böylelikle çileci yaşamına son vererek anapanasati[5] denilen "nefesi dikkatle takip etme" meditasyonunu geliştirir. Çileci yaşam yerine, ne nefsin her isteğine boyun eğen, ne de vücudu yıpratacak kadar mahrum bırakan, Orta Yol olarak tanınan bir yaşam şekli geliştirir. Söylenceye göre çileci hayatı terk etmesi bir gün köylü bir kızın getirdiği süt ve pirinç muhallebisini kabul etmesiyle olur; ve bir incir ağacının altında nefes meditasyonuna oturur. 49 günlük meditasyondan sonra, 35 yaşındayken ilmini tamamlar ve günümüz Bodh Gaya'sında bulunan bu ağacın altında aydınlanmaya ulaşır.


Aydınlanmasından sonra Buda veya Gautama Buddha adını alarak öğretilerini yaymaya başlar. Hindistan'ın kuzeyini, Ganj kıyılarının kutsal kenti Benares ve dolaylarını yeni felsefesini anlatarak gezen Gautama Buddha, kayıtlara göre 80 yaşında Kuşinagar'da (Hindistan) ölmüştür.







<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-22-2011, 10:11 PM   #6
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart



ENDONEZYA”NIN CAVA ADASI”NDAKİ BOROBUDUR TAPINAĞI DÜNYADAKİ EN BÜYÜK BUDİST TAPINAĞI. İKİ YÜZYIL ÖNCE BULUNDUĞUNDA ARKELEOGLAR ARASINDA ŞAŞKINLIKLA KARŞILANMIŞTI. BUDİZMİN MERKEZİNDEN ÇOK UZAKTAKİ TAPINAĞIN GİZEMİ NEYDİ?
Yüzlerce kabartmada Buda”nın hayatının anlatıldığı tapınağın neden Budizmin doğum yerinden çok uzakta yapıldığı bilinmiyor.
Borobudur, 1997”de UNESCO Dünya Kültür Varlıkları Listesine alınan Güneydoğu Asya’daki en eski anıt, güney yarıküredeki eski dönemlerden kalma en büyük anıtsal yapı ve dünyanın en büyük budist tapınağı.
Yapı, MS 775-842 yılları arasında Java Adasında hüküm süren Sanjaya ve Sailendra hanedanları tarafından inşa ettiriliyor, tamamlanmasından çok az bir süre sonra, 856”da hindu işgalinden sonra terkediliyor. Bu bilgileri sizlere aktardığımız Faruk Budak”ın kendi özel sitesinde bu tapınakla ilgili olarak verilen bilgilere göre 10”ncu yüzyılda üzeri volkanik küllerle, bitki örtüsü ile kaplanmaya başlıyor ve tamamen unutuluyor. 1814 yılında bir ingiliz albay tarafından keşfediliyor.


1855”te başlayan temizleme ve restorasyon çalışmaları neredeyse yüz yıl sürüyor. 1973”te 27 ülke, çeşitli sivil kuruluşlar ve UNESCO’nun desteklediği on yıl sürecek bir restorasyon projesi başlatılıyor. 1983 Şubat’ında, eski devlet başkanı Suharto 25 milyon dolarlık projenin tamamlandığını ilan ediyor. Restorasyon sırasında çekilmiş ve müzede sergilenen eski siyah beyaz görüntüler, nereden nereye gelindiğini çok iyi anlatıyor.
Bilim adamları, ilk temizleme çalışmalarından beri yapının orijinal şekli hakkında çeşitli yorumlarda bulunmuşlar. Alman bilim adamı Hoenig, tapınağın dört ana yönde dört ana girişi olduğunu ve dokuz katlı olduğunu söylüyor.
Doğuya bakan ana girişten giren bir budist hacı, her iki tarafı da budist öğretiye ait rölyeflerle dolu açıkhava koridorlarında yükselerek yaptığı yaklaşık beş kilometrelik uzun dairesel yürüyüş sırasında, günümüzün metaryalist dünyasından kurtularak sembolik olarak nirvana aşamasına ulaşıyor. İnanışa göre ilk katı temsil eden ilk beş terasta 432 Buda heykeli, ikinci katı temsil eden yukarıdaki üç terasta da içerisinde birer buda heykeli olan 72 stupa bulunuyor. Nirvanayı temsil eden dokuzuncu kattaki ana stupanın içi boş.
ÇOŞKUN ARAL”IN GÖZÜYLE BOROBODUR TAPINAĞI
Coşkun Aral ”Terörün vurduğu ülke” başlıklı yazısında 24 Mart 2003 tarihli Akşam gazetesinde bakın bu gizemli tapınakla ilgili izlenimlerini nasıl anlatmıştı.
Endonezya”yı ilk tarih kitaplarında keşfetmiştim. Daha sonraları edindiğim fotoğraf kitaplarında muhteşem güzelliğine tanık oldum. Hayallerim beni sonunda Endonezya”ya uçurdu. İlk kez 1980 ortalarında, Sipa Press”te çalışırken gittiğim Endonezya”ya birçok kez gitme fırsatı buldum.
Endonezya oldukça büyük ve farklı bir ülke. 17 bin 500 adası, Ekvator boyunca bir yay çizerek 214 milyonu aşan nüfusu barındırıyor. Dünyanın en çok turist alan bu ülkesi, savaşlar ve terör nedeniyle bu ününü kaybetti. Şaşırtıcı doğal güzellikleri, tropikal ormanları, sakin gölleri, çılgın nehirleri, derin okyanusları, adalarının su altına kadar uzanan güzellikleri, bugün eski ilgiyi göremiyor. Türkiye Endonezya”yla 1569 yılında tanıştı. Müslüman Aceh Devleti”ne yardım etmek için, Kurdoğlu Hızır Reis komutasında 15-20 parçalık bir kuvvet gönderildi. Böylece Osmanlı hakimiyeti ve gücü Uzakdoğu”ya kadar uzanmış oluyordu. O dönemlerden bugüne . En son cennet adası Bali”de patlayan bombayla, turizmine de son darbe vurulmuş oldu.

Sömürgeci tarih
16. yüzyılda Portekizli sömürgeci güçlerin adaya gelmesiyle Endonezya”nın egzotik kültürü ve doğal güzellikleri batılı yazar ve ressamların ilgisini çekti. Canlı tasvirler ve romantik anılarla döndüler ülkelerine. Fotoğraf makinesinin icadıyla birlikte 19. yüzyılın başlarında, daha önceden gelmiş yazarların ve ressamların tasarladıklarının, anlattıklarının yetersiz kaldığı anlaşıldı. Endonezya gerçekten büyüleyiciydi. Endonezya”nın verimli topraklarında, 19. yüzyıl sonlarında Hollandalılar”ın getirdikleri ve tanıttıkları tütün, kahve, şeker, kauçuk ve çay yetiştirilmeye başlandı. Hollandalılar köylerden oluşan bu ülkeye şehirler kurmaya başladılar. Bu şekilde gelişen sömürgeci tarih, bugünün Endonezya”sının temellerini attı.
Batıya doğru uzanan adaları Asya özellikleri taşırken, doğuya uzanan adalar, Avustralya özelliklerini taşıyor. Sumatra, Borneo, Java ve Bali adaları zoolojik ve biyolojik olarak Asya”ya benzerken, Irian Jaya ve ona komşu adalar Avustralya”ya benziyor. İki biyolojik bölge arasında kalan en büyük ada olan Sulawesi, doğa tutkunları için ayrıcalıklı bir önemde.








<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-22-2011, 10:12 PM   #7
Derin
GÜNEŞ'in AY'a ∂єяiη aşkı
 Derin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Buda”nın tapınağı
11 Eylül sonucu ülkenin üzerine çöken terör bulutları, Borobudur”un üzerindeydi. Yanardağdan çıkan dumanlar Borobudur”un silüetini pusluyordu ve ben bu yapının ne kadar muhteşem olduğunu hissedebiliyordum. Yaklaştıkça büyülendiğim, yapılışındaki zekaya ve yapıyı saran felsefi ruha hayran kaldığım Borobudur”da, turistler yerine sadece yerliler ve ilahiyat öğrencileri vardı.
Borobudur Tapınağı dünyanın en harika yapılarından biri olarak ifade ediliyor. Her ne kadar yaşı bilinmiyor olsa da, M.S. 7. yüzyıl sonu ile 8. yüzyıl başında Sanmaratungga tarafından inşa edildiği sanılıyor. Bir buçuk yüzyıl boyunca Java”da Budizmin ruhani merkezi olan Borodudur, 1814”te Sir Thomas Stanford Raffles keşfedene kadar tüm sırlarını sakladı. 55 bin metre karelik lav kayası, bir dağın üzerine piramit şeklinde altı dikdörtgen yapı, üç teras ve tepe noktayı oluşturan kubbe yerleştirilmiş ve bu devasa yapı oluşturulmuş. Yapının tamamı, Buda”nın kutsal çiçeği, nilüfere benziyor. Bir gölün üzerinde yüzen, patlamaya hazır bir nilüfer çiçeği.
İstemekten vazgeç
Uzandığı her yönde 92 Buda heykeli ve 1460 rölyef sahne yer alıyor. Alt katta, 160 neden sonuç ilişkisini anlatan rölyef, orta katta Buda”nın hayatına ilişkin birtakım hikayeler ve Jataka masallarından sahnelerin resmedildiği rölyefler, üst katta da duvarla çevrelenmiş kare balkon bulunuyor. Balkonu içine alan yuvarlak duvarlar, başlangıcı ve sonu olmayan bir çemberi anlatıyor.
Burası 92 Buda”nın yeri. Hepsinin heykellerinde beş yönden birini gösteren bir el işareti var. Doğuyu gösteren el dünyayı adalete çağırırken, güney kutsamayı, batı meditasyonu, kuzey korkusuzluğu ifade ediyor. Merkezde ise öğretmeyi anlatan bir ifade var. Budizmin en üst sembolü olan Borobudur, aynı zamanda da evrenin bir tasarımını oluşturuyor. Üç bölüme ayrılmış olması mikro-kozmosu anlatmak için inşa edilmiş. Mikro-kozmosta, insanoğlunun istekleri negatif etkilere açık; orta bölümde bu negatif etkiler insanoğlu tarafından pozitif olanlarla bastırılıyor, en üst bölümde ise insanoğlu artık isteklerle çevrili değil. Nitekim Buda”nın felsefesine göre, acı çekmemek için hiçbir şeyi istememek gerekir. İnsanlar istediklerini elde edemediklerinden ötürü mutsuzdurlar, istemekten vazgeçerlerse mutlu olurl


Kaynak Evren ve İnsan







<------------------------ İmza ------------------------>
Derin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
budanın gizemli tapınağı, budanın hayatı, budizmin dogasi ve ogretileri, budizmin farklı boyutu, efsaneler, gizemli hindistan tapınakları, hikayeler, hindistan ve budizm, hindu geleneği

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hindistan yerel takıları, hindistan takıları, hindistan küpeleri, hindistan kolyeleri, hindistan takı kolleksiyonları, hint takı kolleksiyonları, hint takı modası, hindistan takılar, multimedia Takılar, Gözlükler, Saatler ve Aksesuar 2 02-18-2012 03:18 PM
png Formatında Hindistan Çevizi Resimleri,Png Hindistan Çevizi Resimleri,Hindistan Çevizi Resimleri Baş Belası Yiyecek Resimleri, İçecek Resimleri 1 01-20-2012 12:07 PM
Hindistan gelinlikleri, Hint gelinlikleri, hindistan yerel gelinlikleri, hint yerel gelinlikleri, hindistan gelinlik modelleri, hint gelinlik modelleri, hindistan gelinlik kolleksiyonu, hindistan gelinlik kolleksiyonları multimedia Gelinlik ve Damatlık Modelleri 1 12-29-2011 02:39 PM
Hindistan modası, hint modası, hindistan kıyafetleri, hindistan bölgesel kıyafetleri, hindistan yerel kıyafetleri, hindistan yerel kıyafet modası, hindistan modası, hint moda kıyafetler, multimedia Moda Dünyası 2 11-24-2011 02:24 PM
Yeni Delhi-Akshardham Tapinağı Hindistan,New Delhi Akshardham Temple (Hindistan), Hindistan resimleri, Akshardham resimleri, Akshardham Temple Hindistan pictures, Çağdaş Dünya Kentleri ve Başkentlerden İlginç Görüntüler multimedia İlginç ve Gizemli Yerler 0 11-25-2010 10:17 PM

>

Bütün Zaman Ayarları WEZ +1 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:16 AM .


Design By: Miner Skinz.com
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, vBulletin Solutions, Inc.
Forum SEO by Zoints
Korkmaz
sirketrehberi.gen.tr
Kültür,Sanat Şiir