![]() |
|
|||||||
| Aşk Mektupları, Sevgiliye Mektuplar, Sevgi Dostluk Mektupları, Veda Mektupları, Aşk Mektupları, Sevgiliye Mektup, Aşk Mektubu, Ask Mektupları |
| attention: Konuya cevap yazmadan yazı ya da resim kopyalayamazsınız. |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
|
#1 | |
![]() ![]() |
![]() SEN… Yollarından büyük küskünlükler büyüttüğüm, adı bile artıklaşarak küflenmeye yüz tutturulmuş güzel bir “hiç unutmayacağım “ yalanıydın. Kışlarından mevsimler büyüterek ,renkli acılardan kaymamak için direttiğimiz buzlu yollarımız oldu. Önce hep ben çıkıyordum patika başlarına. Sen alıştırılmıştın bir vesile bir şeylerin takibinden izler sürmeye. Tuhaf ama üstelik ataerkil olduğuna inandırılmış bir kültürün ikliminde… Gitmeden daha doğrusu gelmeden bir bitişi yaşamayı birbirimizden öğrendik. Öğretiler ansiklopedisine ekleyebildiğimiz tek şey de bu oldu. “Gitmeden, daha doğrusu gelmeden bir bitişi bölüşmek, üleştirmek tam sayılar teoriyasında …” Bir şehrin güneşine seninle ortak olmak, izlerimden, illaki izlerimden geleceğine olan bağlılığına güvencemden doğan zoraki dikkatliliklerim. Sen benim hata yapma özgürlüğümü törpüledin. Bunu yaparken bir güneşi, bildiğim bir şehrin gürültüsünden güzelliğini duyamadığım o rotatif rengin gizemini senden öğrendim. Öğretilerimiz öğrenciliklerin sınırlandırılmış sahtekarlığı mıydı dersin? Az dikkat, çok dağınıklılık. En kolayların soru olarak dayatılması yalanından mutlu olmalar. Bile bile bir tembelliğe yakışmamış, pot kalmış başarılar giydirmeye inanıyor gibi yapmak… Birlikte kalmayı beceremediğimiz bütün anlarda aynı şehrin rotatif renklerinden kordonlar aradık. Yine de ne zaman en uzakları düşlesek; hep bahçedeki siyah kordonlu saatin yanındaydık. İzbe, uçurtma karanlıklarımız… Gerisi ,ilerisi hesaplamaları hep bir başka medeniyetin doğrularını gösteren o kordonlu saat, izbe güneşte… Hesabını veremeyecek hesaplaşmalar mezbele ayrılıkların küskün garlarına yollandırdı birikmemiş renk tonlarımızı. Çok klasik olacaktı herhangi birimizin gara gitmeyi düşünmesi. Renkleri göndermek daha akıllıcaydı. Stratejik düşünüm diyorlardı buna; çok sonra öğrendik ki aşkta strateji bir halta yaramıyordu. Ayrılık ve acıdan başka… Ama yüne de en gereksiz arabeskliğe bürünüp, üstümde komik olacağını bile bile, yıllar önce annemin ,ayağımda çocuk mezarı gibi duran topuklu ayakkabılarını giymek, onlarla yürümek, annemden azar işitmek ama tüm bu gereksiz gürültülerden doğan hüzne rağmen kendimi mutlu kılınmış bulmak gibi; “sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım” lı bir nidayla mektup yazmak isterdim sana son defa. Evet, illaki böyle olmalıydı girişi. “Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım dan sonra koymalıydım noktalı virgülü, defalarca buruşturup yere atmalıydım kağıdı. Olmadı, bu değil, diyerek attığım kağıtların dağınıklığına bakmak sonra masamdan.. Bu kadar millileştirmek, Türkleştirmek, ırklaştırmak, arabeskleştirmek bir aşkı. Kurtarır mıydı? Kurtulur muyduk? Bilmiyorum… Almadan verdiğim, vermediğim halde benim saydığım nefes dolusu tükenmelerim öyle çok birikti ki kapı arkalarında. Kapatılan her dörtlü cam, toza ve acıya bulandı kış ayları ayazında ayaklarımı en çok da.. Evet yazmadım, hiç yazmayacağım da bundan sonra hiç kimseye “Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım”la başlayan üç beş arkası getirilmiş cümle. Yazsaydım, gitseydim gelecektin yine izlerimden. Kurtulur muyduk o zaman bu izbe güneş rotatiflerinden bilmiyorum. Gerçekten hiç bilmiyorum. Hayır, yine de ırklara bölünmemeli aşk! Türkçeleştirilmemeli. Her dilde aynıdır sevdanın kangren yalnızlığı. Bu yüzden yazmadım. Bundan sonra da hiç öyle başlanmış bir satır arasızlığım olmayacak iyi biliyorum.. Sarahatun Demir
![]() |
|
|
|
|
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =) |
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
|
|
#3 |
|
Güllerin Prensesi ![]() |
Her dilde aynıdır sevdanın kangren yalnızlığı. Bu yüzden yazmadım. Bundan sonra da hiç öyle başlanmış bir satır arasızlığım olmayacak iyi biliyorum.. teşekkkürler multi . sevdanın güzel yüzüdür insanı mutlu eden değiştiren |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Moderator ![]() |
Gitmeden daha doğrusu gelmeden bir bitişi yaşamayı birbirimizden öğrendik. Öğretiler ansiklopedisine ekleyebildiğimiz tek şey de bu oldu. “Gitmeden, daha doğrusu gelmeden bir bitişi bölüşmek, üleştirmek tam sayılar teoriyasında …” |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Karcicegi For This Useful Post: | İNTİZAR (05-19-2012) |
![]() |
| Seçenekler | |
|
|