![]() |
|
|||||||
| Aşk Mektupları, Sevgiliye Mektuplar, Sevgi Dostluk Mektupları, Veda Mektupları, Aşk Mektupları, Sevgiliye Mektup, Aşk Mektubu, Ask Mektupları |
| attention: Konuya cevap yazmadan yazı ya da resim kopyalayamazsınız. |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
|
#1 | |
|
Member |
Seni Seviyorum, Çünkü, Her sabah kalktığımda yaşamak için tek nedenim, sen varsın … Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var …Seni Seviyorum, Çünkü, Bu siyah beyaz dünyada tek renk sensin, Bir ressamın fırçasından çıkmış gibi … Ama alalade bir renk değil, Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan bir renk … Seni Seviyorum, Çünkü, Bu soğuk günde içimi ısıtan bir esinti gibisin … Hafiften esiyorsun, iliklerime işleyerek … Sonra da kaybolup gidiyorsun, daha nereden geldiğini Anlayamadan … Seni Seviyorum, Çünkü, Seni Sevmekten başka bir şey gelmiyor içimden … O kadar doğal ki bu duygu ruhumun derinliklerinde, Sanki doğduğumdan beri var … Sadece ortaya çıkmak için seni bekliyordu … Seni Seviyorum, Çünkü, Sensiz bir yaşamı artık düşünemiyorum … Sensiz bu kuru dünyada yaşamaktansa, ölümün soğuk nefesini öpmeyi bir daha hiç seni görmemektense hayata arkamı dönmeyi tercih ederim … Seni Seviyorum, Çünkü, Ne zaman bir aşk şiiri duysam, mısralardan sen akıyorsun … Ne zaman eski bir şarkı gelse kulağıma, Gitar telleri arasından süzülen notalar, seni getiriyor bana … Seni Seviyorum, Çünkü, Sen hep benimlesin … Gözümü kapatmam yeterli seni görmem için … Tatlı narin tenini … Seni Seviyorum, Çünkü, Belki de ilk defa bir kadının kokusu beni çılgına çeviriyor içimden Odyseus’a türkü söyleyen deniz kızları da Onu aynı kokuyla baştan çıkarmaya mı çalıştılar acaba diyorum Seni Seviyorum, Çünkü, Gözlerinin içinde binlerce yıldız, Gecenin karanlığını delip geçiyor … Bana bakarken kendimi yıldızlara tepeden bakıyor gibi hissediyorum … Sen Seviyorum, Çünkü, Benliğim sana ait … Sen onu buruşturup çöpe de atabilirsi, Kalbine yakın bir yere de koyabilirsin … Tanrım !!! O kalbine yakın bir yerde olmak istiyorum … Seni Seviyorum, Çünkü, Sen sensin … Ama sen beni ben olduğum için seviyor musun Onu kim bilir … Seni Seviyorum, Çünkü, Seni Sevmeyi Seviyorum … Seni koklamayı seviyorum … Sana dokunmayı seviyorum … Seni Seviyorum, Çünkü, Saçların ellerimin arasından kayıp giderken, Dünyada cenneti bulmuş gibiyim … Bir an elimde tutuyorum o cenneti … Bir an sonra belki de tamamen ellerimden kayıp gidecek … Seni Seviyorum, Çünkü, Ben hiç bir kadın için şiir yazmadım, bu hep tuhaf gelmişti … Ama şimdi senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor … Seni Seviyorum, Çünkü, İçimde bir umut var … Bu şiiri belki başucuna koyarsın … Kim bilir belki yanına da ‘’Kırmızı'’ bir gül … Seni Seviyorum, Çünkü, Tanrı çiçekleri yaratırken seni de onlarla beraber yaratmış … Papatyadan güzel, Zambaktan asil, Manolyadan tatlı, Gülden daha güzel kokulu … Seni Seviyorum, Çünkü, Güzelliğine melekler imreniyorlar … Dünyada ise, Ölümlüler arasında galiba bir tek benim gibi bir iki şanslı Onu farkedebiliyor … Seni Seviyorum, Çünkü, Ölene kadar, yok olana kadar seninle olsam, Bu herhalde bir ceza gibi gelir, Daha çok senle olamadığım için … Seni Seviyorum, Çünkü, Senin tarafından Sevilme fikri bile bir insanı hayatı boyunca mutlu edebilecek kadar güzel ve asil … Seni Seviyorum, Çünkü Seni anlatmak için mısralar yetmiyor … Düşünüyorum bir kış gecesi bunu yazarken, Acaba kaç şair senin güzelliğini anlatmak için binlerce mısra yazdı … Seni Seviyorum, Çünkü, Senin gülümsemen güneşin doğuşu gibi, İnsana her şeyi unutturuyor, Sadece seyredip tadına varma hissi uyandırıyor … Seni Seviyorum, Çünkü, Bu kadar nedenden sonra bile SENİ ne kadar SEVDİĞİMİ anlatamadım !!!
|
|
|
|
|
| The Following 18 Users Say Thank You to Korkmaz For This Useful Post: | ahmetayber (10-18-2011), berat1907gamze (08-24-2010), Beyaz Nur (09-04-2010), Derin (07-04-2010), francesco118 (12-25-2011), fredi0785 (05-30-2011), gurbet (03-24-2011), Karcicegi (05-30-2011), kargolus (05-24-2010), karizma855 (04-22-2011), mavisovalye (08-29-2011), mavi_33 (06-18-2010), mavi_3434 (06-02-2010), nevoş (07-16-2011), orhan_07 (05-11-2011), SEYHAN (06-02-2010), starsev (02-14-2011), supercanary (07-01-2011) |
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =) |
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
|
|
#2 |
|
Member |
Sevgilim sana nasıl söyleyeceğim, nasıl yazacağım.. Kelimelerim yetersiz, kalemim tutuk. Sana öyle hasretim ki bütün sözler ifadesiz. Senden önce yaşamamışım, senden önce ben ben değilmişim.Sen gittiğinden beri yine kendimde değilim. Seninle yaşadıklarım yetmiyor, anılar kalbimin acısını dindirmiyor.Ayrılık kapıyı çaldı, seni benden aldı.. artık içeri hiç kimse giremiyor.
Sevemiyorum kimseyi, gözlerim senden başkasını görmüyor. Ellerim senden başkasına gitmiyor. Dudaklarım senden başkasını öpmüyor. Geceleri bir yorgan gibi çekip üstüme, karanlığı örtüyorum. Uzak yıldızların ışığı bile bu karanlığı delip geçmiyor. Yıldız yok, ay yok, bulut yok.. umut yok sevgilim. Umutsuz yaşanmıyor. Sokağa çıksam attığım adımlar boşlukta geziniyor, yağmurlar yağsa damlalar bana seni söylüyor. Çiçeklerin boynu bükük, güneş bitmiş. Dünya benden hesap soruyor. Bu ceza çok ağır sevgilim, bana reva gördüğün bu ceza çekilir gibi değil. Yüreğim sökülüyor. Hatamı biliyorum, yanlışın farkındayım. Senden özür dileyecek yüzüm yok. İstersen kapının eşiğinde küçük bir taş olayım itip kaktığın, yeter ki uzaklara fırlatıp atma beni. Pencerende bir kuş olayım, elinin tersiyle uçurma beni. İnce parmaklarında solgun bir çiçek olayım, buruşturup kırma beni.. Susup gittin, çekip gittin. Bir namlunun ucuna kurşunu sürüp gittin. .Ama öyle kaskatı öyle ağır ki ruhum, can damarım kesilse bir damla kanım akmaz. Gözlerim ufka dikili, bir küçük kızıl ışık bekliyorum senden..Bir aydınlık teli.. Bir umut.. affeder misin beni? |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Korkmaz For This Useful Post: | akrep_20011 (03-29-2011), dejavu (07-18-2011), Derin (07-04-2010), gurbet (03-24-2011), SEYHAN (05-30-2011) |
|
|
#3 |
|
Member |
İsmet İnönü’den eşi Mevhibe Hanıma; Allah’ın bana ihsanı olan sevgilim, Neredesin? İnsaf et, şimdiye kadar postaya benim için bir kelime, bir teselli, bir selam bırakmadın mı? Ben sürekli feryat ediyorum. Hep seni arıyorum. Benim kıymetli, bir tanecik sevgilim… Bir tek kelimeni alsam, “sıhhatteyim, rahattayım” dediğini okusam, en büyük saadetime nail olacağım. Uzat dudaklarını ruhum…. Yanaklarını uzat…. Benim nurum ve saadetim olan o imsek yuvalarından rulumun bütün hasret ve özlemiyle öpeyim. Aklımda, hayallerimde yalnız sen varsın. Bütün varlığımı sen dolduruyorsun, meleğim. Uçsana… Cenabıhak seni daima başımın ucunda bulunasın diye yarattı. Neden uçup başımın üstüne konmuyorsun? Mevhibe Hanım’dan İsmet İnönü’ye; Bu mektubun yerine ah ne olur, ben gitmiş olsaydım. Emin ol, ürmüş olsaydınız, katiyen, zerre kadar kalbime korku, tereddüt gelmiyor. Bilakis koşa koşa uçarak gitmek, size kavuşmak istiyorum. Sizi daima memnun ve mesut görmek istiyorum. Gece gündüz Cenabıhak’tan gözyaşlarımla afiyetini ve muzafferiyetini temenni ediyorum. ******** Adnan Menderes’in eşine yazdığı mektup; Hayatım, Dün o kadar bekledim, mektupların gelmedi. Hüznüm bir kat daha arttı. Bugün alırım inşallah…. O dayanılmaz hasretini bir derece hafifleten, ayrıca heyecan veren, sevgini getiren, nefes alma imkanı veren mektupların…. Uykumda da, uyanıkken de hep onlar beni meşgul etti, en büyük acılara onlar sayesinde katlanabildim. Binlerce teşekkür ve minnet… Görülmemiş bir sevgi ve iştiyakla güzel yüzünü öptüm. Berrin Menderes’in yazdığı mektup: Asıl ben sana minnettarım ve müteşekkirim… Beni habersiz bırakmıyorsun. Bugün beş mektubunu birden alınca bayram çocuklarına döndüm. Kaç günlük yakıcı intizardan sonra bu mektupları almak en büyük memnuniyet oldu. Gözümden boşalan yaşlarla ıslattım onları. Senin söylediğin gibi, günlerce susuz kalan, çatlayan toprak nasıl suya kanamazsa, bende onlara kanamıyorum işte… Kaçar defa okuyorum bilsen… Benim de hayalimde yalnız ilk günlerimiz canlanıyor. “Bazen yanımda nefes alışını duyar gibi oluyorum” diyorsun. Şu birkaç kelimen beni ta içimden sarıyor, heyecanlandırıyor. Ya ben seni nasıl büyük bir iştiyak, hasretle özlüyorum, bunu bir ben, bir de Allah bilir. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Member |
Merhaba Sevgili;
Güneşin bile kendini göstererek, bir nebze olsun ara verdiği şu soğuk kış günlerine bir solukluk bir arada biz verelim diyerek başlamak istedim satırlarıma. Güneşin sıcaklığını yansıtarak belki buralardan aynı sıcaklığı seninde hissetmen temennisiyle kuruyorum cümlelerimi. Bir önceki mektubunda yazmaya başladığını söylemişsin. Kocaman teşekkürler yazmaya başladığın için. Hem de tüm duygu yüklü teşekkürlerimi göndermek istiyorum sana. İçinde senden izler olan, duygularını, düşüncelerini ve belki de umutlarını taşıyan mektubunun gelmesini büyük bir keyif ve özlemle bekleyeceğim. Biliyor musun ? Küçük bir tebessüm bile bazen insani mutlu kılmaya yetiyor. İste bu mektup; hem zamanlamasıyla, hem de geldiği kişiyle alakalı olarak belki de Tanrının bana sunduğu bir bayram hediyesi olacak. Nasılsın demiştin ya ? Beni soracak olursan diye devam eden mektup cümlelerinden olsun, bende iyiyim demek istiyorum. Yoğunluk, koşarak devam eden ve yakalamaya çalıştığımız hayatın plesengleri diyelim. Nasılsın sorusu o kadar geniş ki, inan bazen ben bile nasıl olduğum sorusuna tam anlamıyla cevap bulamıyorum. Sadece geniş bir perspektiften ifade edecek olursam yoğun geçiyor diye adlandırmak en doğrusu. Vatanında olmanın, sevdiklerinle beraber olmanın anlamını tarifsiz bir mutluluk diye nitelendirebiliyorum. Diğer yanda yaptığım uğraşları sevmenin keyfi bir nebze olsa da yoğunluğu tatlı bir yorgunluğa dönüştürüyor. Bazen yorucuda olsa insanin özlemlerinin, duygularının bir nehir misali yol aldığını görmek yaşamanın, var olmanın gerçekliği diye düşünüyorum. Kendisini dinlemesi insanin hele ki bir müziğin tılsımlı duyumsamalarında, gerçekten aklın bütün ayrımsamalarını gözler önüne seriyor. Bunu zaman zaman da olsa çemberin dışına çıkmak olarak nitelendirdiğim şekilde bende yapıyorum. “Beyaz Turnayı” aramanın yolunda seher yıldızının rehberliğinde bir seyyah gibi ilerlemekteyim hayatin su akil almaz yolculuğunda. Zamanın aynasından yansıyanları düşlerde birleştirip gerçeğe dönüştürme sevdası belki de beni alıp üren. Uzak diyarları yakın etme, imkansızı olağan kılabilme uğraşı diğer bir tanımıyla. Evet bayramda geliyor. Bayram hepimizin çocukluğumuzdan bu yana aklımızda kalan bol sekerli bol sevinçli günler. Hele ki sevdiklerimizle bir arada olabiliyorsak ne mutlu bize. Sende bayramda anneme gideceğim demişsin. O kadar kısa ama o kadar içten ve bir o kadarda duygu yüklü bir cümle geldi ki bana. Simdi özlemlerim depreşti yüreğimde ve bunun üzerine ben de validemi aradım. Ve bu cümlenle ilgili bir kaç satır yazmak ihtiyaç oldu. Hani gözlerimizi kapattığımızda yüreğimizden süzülen bir damla vardır ya. İste sevgilerin bütün tanımlamalarının başını çeken annelerimiz. Acıkınca ağlayan, üşüyünce üstümüzü örten, gece yarısı ninnilerinin en güzel sesi annelerimiz. Çocukluğumuzun ve hayatımızın müdahil ilk rehberi. Belki simdi büyüdük o kadar ihtiyaç duymuyor gibi gözüksek de bizi yine de kollayan, saran annelerimiz. Eve her geç geldiğimizde, kapıyı açınca bizi bekler bulduğumuz annelerimiz. Başka şehirlerdeyken bile arayıp üstünü kalın giyin üşütme diyen, yemeğini güzel ye, ihmal etme diyen annelerimiz. Anne ya artık büyüdük diye verdiğimiz serzenişli cevaplara. Siz benim gözümde hala çocuksunuz ve bir gün Anne baba olursanız anlarsınız diyen annelerimiz. Babalarımızla aramızda bir iletişim köprüsü kuran, bazen bir dost bir arkadaş olan annelerimiz. Hayatta neye muaffak olursak olalım, asla hakkını yeterince ödeyemeyeceğimiz annelerimiz. Umarım bir gün sende anneliğin kutsiyetini tadar ve onun erdemini yaşarsın. Başta da kurduğun cümle gibi, git şimdi sende annene koş. Büyük bir özlemle sarıl annene ve beraberce bu kutsiyetin tadını çıkar . Yine farkındayım cümleye nokta koymanın zamanı geldi. Yinede mektubunla bu yoğunluğa bir nefeslik mola verdirdiğin için teşekkür ederim. Görüşmek üzere diye bitirilen, insanin içinde umutlarını taze tutan sözlerle noktalamak en doğrusu gibi geliyor. Şimdilik gözlerinden öpüyorum, dudaklarından öpmeye kıyamadığım için. Hoşçakal gönlümün güzeli, görüşmek üzere. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Member |
Narkoz verilmiş gibi uyuşturan, anlık hayallere daldıran, bittiğinde ise verdiği mutluluktan ziyade mutsuzluğu tetikleyen, gerçek hayattan uzak pembe cümlelerden oluşan yazıları, kitapları sever misiniz? Ben sevmiyorum. Olmayacak, yaşanmayacak, yaşanması realiteyle karşılaştırıldığında milyonda bir ihtimal olan hayatları, aşkları, peri masalı türü şeylerle zaman geçirmeyi, beyni doldurup yormayı gereksiz buluyorum. İşin daha da tuhafı okurken romantik olunacak anda gülüyorum. Güldüklerime sevgilimin bana gönderdiği bazı mesajlarda dahil. O bir başak erkeği olup tuvalete bile mantıkla giden bir adam ve genel karakteri mantık+espri olduğundan öyle pek edebi sözcükler söylemez. Anlayacağınız kendileri biraz ağır abidir. Bu yüzden romantik anların senkronunu pek tutturamayız. Birimizden biri kelimeleri cımbızlar ve o anı mutlaka geyiğe sardırırız.
Sizce de süslü cümleler doğallığı bozmuyor mu? Sevdiğim adamdan o an içinden ne geçiyorsa onları ‘Ömürce’ söylemesini istiyorum. Mesela, “Sensizlik beni ağlatıyor” demesi, belki bensizliğin acısını kanıtlamak içindir ancak inanamam, çünkü o asla ağlamaz, ağlasa göstermez ve bunu da asla dile getirmez. Anca “Seni manyaklar gibi seviyorum”, “Seni acayip özledim be aşkım” türü şeyler derse ya da şişenin dibini (bir yılı devirdiğimiz nişanlılığımızda bu halini yeni gördüm ve bu halini mantıklı haline bin kere tercih ediyorum görüp o an ararsa ve mantığını kullanmadığı bu durumda her ne söylerse onlar gerçek ve tamamdır, çünkü bu, odur… Peki sizler ne dersiniz sevdiğinize? Realiteden uzaklaşmadan, yapmacıklığa girmeden, hayatın her yüzünü gözönünde bulundurarak, çağımızda yaşanan sevgileri hangi kelimelerle ifade edersiniz? İşte buyrun, pembeleşmeye çalışmadan birkaç tanesini ben ediyorum. Bilmem, belki size de kılavuz olur. - Seni seviyorum, çünkü… Aşkı gerçek anlamda iliklerime kadar yaşatıyorsun. - Seni seviyorum, çünkü… Eğilip bükülmeyen, namuslu, saygı duyabileceğim sağlam bir karaktere sahipsin. - Seni seviyorum, çünkü… Kirlenmiş toplumda aşkımdan başka bir beklentin olmadı. - Seni seviyorum, çünkü… Kalbimi benden alabilecek kadar kararlı oldun. - Seni seviyorum, çünkü… Sevgililiğimizi o an unutarak sıkılmadan saatlerce sohbet edebildiğim, hayatı, dünyayı kısacası her şeyi paylaşabildiğim, en iyi arkadaşım olmayı da başarabildin. - Seni seviyorum, çünkü… İlişkimiz kadın-erkek-sevgili muhabbetini koruyarak bir üst seviyeye daha çıktı, sevgiliye dahi anlatılmayacak kadar özel sırlarımı, mutsuz anlarımı paylaşacak rahatlığı vererek dostum da oldun. - Seni seviyorum, çünkü… Özgüvenini ilişkimizde ustaca kullanarak özgürlüğümü kısıtlamadan sevmeyi becerebiliyorsun. - Seni seviyorum, çünkü… Beni güldürüyorsun. Üstelik güldürürken aynı anda sinir de edip grafiği monotonlaştırmıyorsun. - Seni seviyorum, çünkü… Pek çok duygu gibi aidiyet duygusunu da bu kadar yoğun ilk defa yaşatıyorsun. - Seni seviyorum, çünkü… Devam eden hayatıma girdin. Seni tanımaya başladıkça seninle yarım hayata değil, yeni, sıfır kilometre bir hayata başlayacak kadar değerli olduğunu gösterdin. - Seni seviyorum, çünkü… Her zor durumun altından tek başına, yardımsız kalkmaya becerebilen, herkese karşı dik duruşunu koruyan yapınla hayranlık beslettin. - Seni seviyorum, çünkü… Fiziksel ve ruhsal bir şablonum yokken, aradığım olduğunu seni tanıyınca anladım. - Seni seviyorum, çünkü… Bu kalpte bölünme olmadan sadece sen varolabilecek kadar büyüksün. - Seni Çok Seviyorum, çünkü… Sevgilim, arkadaşım, dostum, sırdaşım, akıl hocam, sığınabileceğim bir liman, bazen bir ağabey, bazen bir baba, en önemlisi eşim olmayı hak edecek bir insan olduğunu gösterdin… Her şeyde doğallıktan, gerçeklikten, dobralıktan yanayım. Aşkın içinde bile argo olabilir, yeter ki yapay olmasın, yeter ki içten gelip denilenleri yalınca anlatabilsin… Sevdiğinize süslü cümleler bulmaktan vazgeçin, siz olun kafidir… Öpü öpücükleeer…kara gözlüm............ |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Member |
Sana bu kaçıncı mektup ,gönderilmeyen Yazıp da okuyamadığım,okuduğumda ağladığım Bu nasıl bir sevda ki,ağlayıp ta anlatamadım Anlatayım.... Ellerim nasır,gömleğim ütüsüz Yamalı pantolonumdan utanır Sevdalara sığmasa da sesim,haykıramazdım Senin için en nezih kelimelerden şiirler yazdım Tarif edemedim diye gönlümün diliyle seni, Yırtıp attım........................... Kaç gül kopardım bahçelerden,al Kaç kez yemin ettim,tamam Gülümü vereceğim sevgimi söyleyeceğim Olmadı liseli kız olmadı,anlatamadım Sen eve dönerken ben bir köşede ,ağladım Bir bakış çok şey anlatır derler Anadolu yiğidi sevdalıysa, Ben sana bakamadım da doyasıya Gözümden sakındım seni................. En serin yaylalardan daha,serin Saçların savrulurken gözlerin ah..gözlerin Umudun başka gözlerde,ellerin başka ellerde Düşünsene seni severken deli ce.. Dokunsun başka bir ten tenine Nasıl anlatayım kıskanıyorum. SENİ ÇOK SEVİYORUM................... |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Member |
Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi…
Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne… … Sen bulanıklaşsan da, gözüm hep ufuktaki yalnız haberciyi gördü… Buğulanmış cama çarparken yağmur damlaları, ben çizdim bir kâlp içine iki bedeni… Zamanın bilmem hangi köşesindeydik hatırlamıyorum. İşime gelmeyen buluşmalardan kaçmadım sen varsın diye… Çam diplerinde petunyaları kuruturken ellerimizde, sen bana SENİ SEVİYORUM derken bile bakamıyordum gözlerine. Utancımdan … alışık olmadığımdan belki … belki de o öpülesi dudaklarından ayıramam dudaklarımı diye, korkumdan.. Farkına varamadım gerçeklerin.. Gözlerine saklanmış hainliği sezseydim eğer; … eğer, denizlerden çaldığın dalganın, bir mühür gibi yüreğime leke yapacağını çözebilseydim, mayasız öperdim seni.. Özüm’süz … … Güzel kelimeler istiyordum senden … Ay ışıklarıyla yıkanmış, okuyunca en çirkin anlarımın anlamlaştığı, okuyunca dokunduğun gözlerimin mızmızlaştığı … … Kulağımın arkasına fısıldanmış güzel kelimeler biriktirmiştim ben sana oysa… terk edip gitmeseydin ansızın; duyacaktın … Ben çırpınırken bir kaşık suyun derinliğinde boğulmamak için, sen görünce beni böyle çaresiz, beni böyle çırılçıplak; tutup çıkarırsın diye uzatmıştım ellerimi..Sen, biraz yukardan ifrit dolu yüreğinle bakıp gülmüştün hâlime.Oysa ben susmanı bekliyordum.. birde ıslak bedenimi sarmanı… bir “NEYİN VAR SENİN” e öyle ihtiyaç duymuştum ki o an; anlatmak istedim, ama sen … yoktun..! … Yıllar geçti aradan.. ve farkında olmadan… Adımlarım daha büyük, daha hızlı ve daha sağlam… Yokluğunda büyüttüğüm acılarımı her gün tazelemek zoruma gitmeye başladı. Ve hasretinin bitime uğraması gerekti. Eylüldü.. hüzün mevsimiydi.. nasıl unuturdum seni? Yaprakların salına salına karıştığı toprağı öpüyordum, “Vatanım” diye değil! Sen dön diye… … -Köylü kız- büyüsü bozulduğunda ben öğretmen olmuştum.. Hani rüyalarımın en güzel sahnesinde seyrederken, göz yaşlarımı tutamadığım … hani en mateminde gecenin; üzerimde bir hamal gibi taşıdığım sensizlik yükünü atmak istediğimde, düşünüp de derinlere daldığım…. Hatırladın mı? Saçlarım; senin bildiğin kadar sıradan değil artık.. Gözlerime durulmayı öğrettim.. Dudaklarıma kilit vurdum konuşmasın diye.. Yüreğimdeki seni her gece zindana attım bensizliğin acısını, sensizliğin acısını çektiğim gibi çek diye! ! … Gitme Sevgili! Sokak aralarında yitirdiğim aklımı geri ver bana.. yüreğim yüreğinde.. Böyle kuru bir beden ne işe yarar sensiz.. Ya dünümü ver, yada hakkımı! çok mu arzu ettiklerim? Hayatının kısa film akropollerinde hiç mi karem yok? Senaryoda figüran olarak ölmek istemiyorum.. al beni de gözlerine… … Gözünle gördüğün her siyonda bir sahtekârlık, her parselinde acı ve göz yaşı… Güzel kelimelerinden duymak istiyordum bir ikindi çayı ertesinde.. Dudaklarından dökülmedikten sonra, adıma yazılan mektupların ne albenisi var ki? … Evlendim…Soğuk duvarlarında, gece lâmbasının aydınlattığı kadar görebildiğim dünyanın eşiğinde, bedenimi saran başka kolları sen zannedip doyasıya, hissedilmeyen kokunu sineye çektiğim günler aklıma geldi.. Evlendin…İkinci sayfa haber bültenlerinden öğrenmek istemezdim… Bilmek isterdim yerime koyduğun biblonu… Kim bilir hangi Can sırada bekliyordu Yanmak için… Farkında olmadan işlediğin günahın bedelini ödeyeceksin demiştim … Yüreğimi yüreğine koymuş olsaydın farkına varırdın süzülmemiş gerçeklerin… Arsız gönül kuşun konmuştu bir başka evin bir başka penceresine…Açar mıydı? … … Yıllar geçti aradan … farkında olmadan. Cebimde kimsenin göremediği bir öfke saklı sevdiğim… Çıkardığımda dağ dayanmaz ki gönlün dayansın? Ben, kaybolmuşluğun sefasını sürerken, sen, bensizliğin nedametini çekiyorsun… Hissediyorum bunu…Ne ektin ki biçesin? Beni arıyorsan; Yokum! ! Sisle çevirdiğin bu evren, artık benim olmadığı kadar, seninde değil! ! Zaman hızla akıp gidiyor.. Yıllar sonra bugün, bakıp da halime gülmeyeceğim… Gözlerime durulmayı öğrettim… Dudaklarım, dudaklarında güneşe selam çakmayacak artık.. Erkekçe, namusluca çekip gideceğim gözlerinin önünden; Arkasına bile bakmadan… … Dur! ! Yaklaşma… Yollarına toz olduğum sevgili! ! Dudak büktüğüm gidişine… Yüz eskittiğim zamanla.. Ey Yüreğimi yüreğine bir kez olsun konuk edemediğim sevgili! ! ! Dokunma ellerime.. O eller ki, zamanın bir köşesinde, okul kaçışlarının heyecanıyla atan kâlpleri bir bedene dolduran; sonra Tek can ile kenetlenip kaderin vahametini inadıyla kıran eller… … Git.. Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi… Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne… |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|