![]() |
|
|||||||
| Aşk Mektupları, Sevgiliye Mektuplar, Sevgi Dostluk Mektupları, Veda Mektupları, Aşk Mektupları, Sevgiliye Mektup, Aşk Mektubu, Ask Mektupları |
| attention: Konuya cevap yazmadan yazı ya da resim kopyalayamazsınız. |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
|
#99 | |
|
Nurumuz ![]() |
Yüreğine sağlık derin harika
![]() ![]() Size Öyle Bir Vatan Aldım ki; Ebediyen Sizin Olacaktır! (Sultan Alparslan, Malazgirt-1071)
|
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Beyaz Nur For This Useful Post: | Derin (06-07-2011) |
|
|
#100 |
![]() |
![]() ![]() İklimlerin her daim rotasında dönüp duran Alacalı renkleriyle doğanın tüm kızıllığını gölgede bırakan SEVİMLİ KELEBEĞİM... ![]() Özgürlüğüm Yaşanmışlığım Ve yaşanması için ömrüne ÖMÜRLER ADADIĞIM... ![]() İnsanın gün içinde aldığı soluk kadar ismini tekrarladığım Verdiği soluk kadar yanına en renkli çiçek adları YAKIŞTIRDIĞIM... Kuruduğum anlarda yağan NİSAN YAĞMURUM... Ümitsiz kapanan her gün için Bir sonraki gün ki UMUDUM... Sırf suretini baki kılabilmek için hayallerimde GÖZLERİMİ YUMDUĞUM... Yalın sabahlarda ki GÜN IŞIĞIM.. Yağmurdan sonraki GÖKKUŞAĞIM.. Tenimden bir parça gibisin Olmadan YAŞAYAMAYACAĞIM... Kimsenin cevaplamasına izin vermeden Çözmeye ömrümü adayacağım SORUM.. Bir kaç insanın ağzından söylenmiş Anlamaya en açık YORUMUM... Yüreğimde ki elektiriklerin kesilme ihtimaline karşı Her daim yanmaya hazır MUMUM... Bir okyanus olup sahillerime vuran KUMUM... Yürekten duy istedim bir kerede SENİ SEVİYORUM ![]() |
|
|
|
|
|
#101 |
![]() |
Seni Sevmek Seni Sen diye sevdim Sensedim ruhumun sen çoğrafyasını Ne ağır yüktü yakınlık, yanıbaşında Ne zor geldi uzaklık yürek çapında Sensedim sevdiğim Sensedim gözlerinin derinliklerinde Bir haziran akşamıydı; bitmek bilmeyen bir bekleyişten sonra, yüreğimin derinliklerine gömdüğüm silüetin yeniden çoğalırken görmüştüm hayalini. Varlığına elzem, seni görmenin şevkiyle eziliyordu benliğinin tutkusunda ki sinem. Şaşkın yüreğim şehla, ellerim deprem depremdi. Seni bana ulaştıran şifrelerle uğraşırken; kendimce saklamıştım yanaklarımda açan kırmızı gülleri. ![]() Ah papatyam, ruhumun sahibi beyaz gül; seninle, gecenin koynunda ki zaman kekemeydi. Kalbimin atışları aklığın karşısında, sen diye utangaç bir melodiye dönüşmüştü. Makamında ki papatya sevdamı ele vermesin diye çabuk toparlanmıştım. Hâlesine kurban olduğum gözlerinin tam karşısında oturuyordum. Müptela sıklığına hayran olduğum kirpiklerinin gölgesinde ferahlıyordu, depremine tutulmuş ellerimle bedenim. Kâinat beni kıskanıyorken; temiz ve gizemli yüzünün efsunuyla nasıl konuşacağımı, nasıl davranacağımı unutmuştum. Yüreğim, seni görmenin hazzıyla yeniden yeniden eriyordu. Dokunduğum ellerinin zelzelesinde taa ezelden beri sana ait olan ruhum gibi; bedenimde sana sürülmüştü. Gözlerinin derinliklerinde kayboluyorken saatin tiktakları, kalbim teslim ol çagrısına amadeydi. ![]() Biliyor musun? Senden uzaklarda seni eski toprak gibi sevdim. Ölümüne, hayatın labirentlerinde kaybolurcasına. Hep, birini sevmek istemiştim, uzaklardan, baharın tüsey papatyalarından delicesine. İşte o sendin. Kalbimin armasında açan papatyam sendin; karşımda, oturuyordun. Bu anı değerlendirmek olur diye ve senden uzaklarda olduğum vakitlerde yanıbaşımdaymışsın gibi yansıyan meltem kokunu, bedenim toprağa kavuştuğunda, şark-ı diyar rengini mahşere taşıyabilirim diye, zora ki dokunmuştum iklim teli kıvırcık saçlarına. Ütopya inancın içerisinde seni bir kez daha sevmiştim, sıcak tenin için değildi bu inan. Seni gecelerin yorganında aba olarak sevdiğim gibi. Yollar, ayrılığın saatini yelkovana yüklüyordu ki; sıcak gülüşüne hayranlığım tamamlanmadan, gecenin loş karanlıklarına vuran, rahmet damlalarının bereketiyle, gelecekte yeniden açmak için kaybolmuştun. Hasretliğin özlem heybeleri hüzne dönerken, ben de sadece, yüreğimi dağlayan gidişin, sevdamı söken mühürlü dilin, gülümseyen dudaklarının hüzmesinden süzülen aydınlığın ve yudumladığım paklığın kalmıştı. Azizim, yolda da olsan, kapat bari, bana o bin yürek bağışlayan gözlerini; papatya beyazlığından bûseler gönderiyorum, poyrazlarla üşütme kirpiklerine konarken. Onlara yasak koyma. Kondular bak! ! Sıcacık! ![]() |
|
|
|
|
|
#102 |
![]() |
SEVEMEZ KİMSE SENİ Gecem gündüzüm En güzel şarkımsın Sevemez kimse seni Benim sevdiğim gibi En güzel bestem En güzel rüyam Yazdığım en güzel şiirim Hayatımsın canımsın Gözlerindeki gülücükle Doğarsa güneşim Düşen ilk göz yaşınla Kararır dünyam Sonsuz mutluluğum herşeyimsin Bilemezsin Canımdan bile çok severim seni Eceli olurum sana yan bakanın Eceli olurum seni ağlatanın Ben sensiz yaşayamam Bilirim neyi sevdiğini İçinden ne geçtiğini bilirim Ne zaman fırtınalar eser Ne zaman durulur suların hissederim Varlığın tek tesellimdir Şu yalan şu ***** dünyada Ne zaman gelsen kollarıma Kendimden geçer giderim Ne para ne pul ne şöhret Tanrıdan seni Sadece seni isterim Dur denilmez sen varken bana Yatağıma sığmam coşarım Bir an bile dayanamam yokluğuna İki elim kanda olsa bile Durmaz sana koşarım Sevemez kimse seni Benim sevdiğim gibi Kapında kölen Yolunda hizmetkarın olmak bile Bilemezsin ne kadar güzel anlatamam Diz çöker yanında Şu yalan dünyanın bütün acıları Hani o cennet var ya Kimsenin bulamadığı Sen varken ardına kadar açılır Bütün kapıları Ben sensiz yaşayamam… K.Demirkol |
|
|
|
|
|
#103 |
![]() |
![]() SENİ SENDEN HABERSİZ GİZLİDEN GİZLİ SEVDİM ![]() Gece zifir dermeden, ruhuma kaydolmuştun Sana haber vermeden, gelip beni bulmuştun Yol sabaha ermeden, düşlerime dolmuştun. Sarıldın sessiz sessiz, canındaki can evdim Seni senden habersiz, gizliden gizli sevdim. Beni çok bekletmeden, mutlulukta gezdirdin Daha şafak sökmeden, güfteleri yazdırdın Güneş ışık dökmeden, yüreğine sızdırdın. Çilesiz hem kedersiz, sırlanmış yüce devdim ![]() ![]() ![]() ![]() Seni senden habersiz, gizliden gizli sevdim. Sardığın kollarında, huşu ile nakşettim Yakuttan dallarında, allarına aksettim ![]() ![]() ![]() ![]() Közlenmiş ballarında, sol yanına nüksettim. Kim der ise kadersiz; senle bana yön verdim Seni senden habersiz, gizliden gizli sevdim. ![]() ![]() ![]() ![]() Hicran, ızdırap dündü; müjdeli an bugündü Mekânlar nura döndü, muhteşem nâr öğündü Sevdayla hasret söndü, vuslat bize düğündü. ![]() ![]() ![]() ![]() Üzüntüm, kaygım yersiz; sevgi yazan ödevdim Seni senden habersiz, gizliden gizli sevdim. sevmek buysa seni senden habersiz sevdim..... ![]() |
|
|
|
|
|
#104 |
![]() |
SEVMEK Kişi sevdiğiyle olmak ister!. Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!. Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız.. “Beğeni” yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!. Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın… Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!. Kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler… Her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister. “Sevmek” ise bundan çok farklıdır… Sevince, yanlızca sevdiğin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!… Yakınlık bile uzak gelir sana!… Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!. Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!… Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!. Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler! Beğenen sahip olmak ister… Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!. Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!. Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi sanmıştır!.. Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!.. Oysa yanlızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir… Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı… Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karşılıksız sever!… Beğenen karşılığını ister!. Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip,her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler… Beğenme bir tür “hobi”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyıl, bazen bir kaç ay!.. Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!. ![]() ![]() Ahmed Hulûsi |
|
|
|
|
|
#105 |
![]() |
![]() Biliyorsun yüreğimde kanayan bir sevdasın sen. O “Seni Seviyorum”un tek muhatabısın sen... Yıllarca aşktan sevgiden habersiz yaşadıktan sonra Karşıma en ummadığım anda çıkıverensin. Ömrümün miladısın sen. Zaten hep senden sonraya dayanır Hasrete dair tüm sitemlerimin temeli. Bence sen aşkın ta kendisisin: Uykusuz geçen gecelerimin Her şarkı sözlerida bir hüzün vapuruna binip Engin denizlere açılan benliğimin Sensizlikte gökyüzüne fırlatılan her feryadın Geceler boyu deli-divane dolaşan bir serserinin Yokluğuna yazılan bu onca hasret şiirinin tek failisin. Yıllarım olanca yalnızlığıyla sürüp giderken Yüreğimdeki zemheri günden güne sertleşirken Gönlümden gelen bir ayazla ellerim Onları tutan bir “Mecnun” olmadığı için buz tutarken Ve sevgiye hasret kalmış yüreğim Bir karlar-buzlar ülkesinde yapayalnız eskirken Hayatın ellerime tutuşturuverdiği Bir sevda masalısın sen... İşte sen ömrümün en sert kışını yaşadığı bir anda Gönlüme doğuveren bir sevda güneşiyle Hayata doğmuş bir “Kardelen”sin. Belki de yüreğim kışı yaşarken Hayallerimde büyüttüğüm o “tek sevilecek”sin. Çünkü ben o zemheride yaşarken Sen karların altında Bu sevda güneşinin doğmasını sabırla bekleyensin. Yani sen şu fani dünyada tek vazgeçemeyeceğimsin... Baktığım zaman beni benden alıp Senle dolu hülyalara taşıyan o esrarlı gözlerin Tuttuğumda bir uçurumun kenarına kadar getirip Tüm benliğimi tir-tir titreten o narin ellerin tek malikisin... Gönlümün sonsuz bir alevin tam ortasında kalarak Tüm dünya duysun diye haykırdığı O “Seni Seviyorum”un tek muhatabısın sen... |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|